egitimsen

egitimsen

Sendikamıza uzaktan eğitim kapsamında EBA ve EBA dışındaki platformlarda canlı ders görevini yerine getirmek için öğretmen yükümlülüklerini yerine getirdiği halde öğrenciler canlı ders katılmadığı için o derse ait ek ders ücretinin ödenmediği yönünde bilgiler gelmiştir. Öğretmenlerden kaynaklanmayan bir durumun sorumluluğu öğretmenlere yüklenemez. Danıştay'da başka bir davada ek dersle ilgili geçmişte benzer bir değerlendirme yapmış ve iptal kararı vermiştir. Bu nedenle bu konuda mağdur olan üyelerimiz okul müdürlüklerine ekte gönderdiğimiz dilekçeyle dilekçede bırakılan boşlukları doldurarak başvurabilirler. Bu başvurulara olumsuz cevap verilmesi ya da 60 gün içinde cevap vermeyerek zımnen reddi durumunda üyelerimizin yargıya başvurma hakları vardır. Bu davada veya sonraki tarihlerde öğretmenin canlı ders görevini yerine getirmek için yükümlülüklerini yerine getirdiğinin kanıtlanmasının istenmesi halinde EBA dışındaki platformlarda kayıt sistemi olmadığından öğretmenlerin öğrencilerin katılmadığı canlı dersin fotoğrafı çekmesinde yarar vardır.

 

 

...OKULU MÜDÜRLÜĞÜ'NE

Okulunuzda ...öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Uzaktan eğitim kapsamında EBA ve EBA dışındaki platformlarda canlı ders görevimi yerine getirmek için tüm yükümlülüklerimi yerine getirdiğim halde öğrenci derse katılmadığı için...tarihlerine ait ek ders ücretleri müdürlüğünüzce ödenmemiştir. Oysa benzer bir durum için açılan davada Danıştay 11 .Dairesi'nin 19.06.2007 gün ve E:2007/341 sayılı kararıyla Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerin ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar'ın 12.maddesinin 1.fıkrasında yer alan "Öğrencilerin sınava girmeleri kaydıyla" ibaresinin yürütmesini durdurmuş ve anılan kararında "Öğrenciler sınava/derse gelmese dahi bunun sorumluluğunun öğretmende olmadığını öğretmen sınav/ders için tüm hazırlıklarını yapmış olduğunu bu nedenle öğrenciler sınava girmese dahi ek ders ücretlerin ödenmesi gerekliliği bulunmaktadır" gerekçesine yer vermiştir. Bu gerekçe de anılan tarihlere ait ek ders ücretinin tarafıma ödenmemesinin hukuka aykırı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle anılan tarihlere ait ek ders ücretlerinin ödenmesi için gereğinin yapılmasını arz ederim. Tarih

Ad-soyad

Adres:

 

 

KURU EKMEK ZAMMINA HAYIR! SEFALET ÜCRETİNİ KABUL ETMİYORUZ
EK ZAM İSTİYORUZ!
Değerli basın ve kamuoyuna
Her gün gözümüzü iğneden ipliğe gelen zamlarla açıyor, derinleşen kriz ve pandemi nedeniyle nefes almanın bile zorlaştığı bir dönemden geçiyoruz…
Gericilik, kutuplaşma, kayyum politikaları, OHAL uygulamaları, pandemi, hayat pahalılığı, geçim derdi, işsizlik ve daha saymakla bitmeyecek sorunlar yumağı ile kuşatıldık…
Siyasal iktidar halkın, emekçilerin yaşadığı dertleri, sıkıntıları çözmek yerine attığı her adımda sorunlar yumağını büyütüyor. Acı reçete yine emekçilerin, yoksullaştırılan halkın payına düşüyor.
Milyonlarca kamu emekçisi, işçi, emekli çarşıda pazarda yaşanan gerçek enflasyonu TÜİK’in perdeleyen rakamlarıyla, sahte verilerle açlığa mahkûm edilmek isteniyor.
Son bir yıl içinde
doğalgaza %32,
elektriğe %31,
baklagillere %60,
peynire %27,
yumurtaya %80,
ayçiçeği yağına %50,
köprü ve otoyol geçiş ücretlerine %26 zam yapıldı.
Açlık sınırının 2.600, yoksulluk sınırının 8.600 TL’yi aştığı bugünün koşullarında sıra emekçilere gelince “kaynak yok” diyorlar.
Ama 5’li çeteye vergi muafiyetleri ve istisnalar adı altında bütçeden devasa paralar aktarırken kaynak sıkıntısı çekmiyorlar. Varlık affı, prim destekleri vb. adlarla sermayeye kaynak bulmakta zorlanmıyorlar.
“İtibardan tasarruf olmaz” diyerek Saray’a günlük 59 milyon TL bütçe ayırırken işini kaybedene günlük 39 TL’yi reva görüyorlar. İşsizler ordusuna her gün yeni on binler katılırken eş, dost, akrabalarını işe yerleştirmede adeta birbirleriyle yarışıyorlar.
Sevgili Kamu Emekçileri ve halkımız,
TÜİK verileri çok uzun süredir emekçi kesimlerin maaşlarını, ücretlerini baskılamanın, düşük maaş-ücret politikasının aracı haline getirilmiştir. Son olarak birkaç gün önce açıklanan işsizlik verileri de göstermektedir ki, TÜİK iktidarın politikalarını aklama ve yaşanan durumu gizleme görevi yapmaktadır. En çok işten atmaların yaşandığı bu dönemde dahi TÜİK’e göre işsizlik rakamlarında düşüş yaşanarak 12.7’ye gerilemiştir!
Ancak Ali Cengiz oyunları ile rakamlara takla attırmaya, Saray medyası aracılığıyla gerçek gündemleri unutturmaya, anti demokratik baskı politikalarıyla tepkileri önlemeye çalışsalar da, ‘asgari ücretliyi işçiyi, memuru, emekliyi enflasyona ezdirmedik’ nutukları atmaya devam etseler de artık mızrak çuvala sığmıyor. Sadece son bir yıl içinde ortalama kamu emekçisi maaşı ile alınan dolar 114 dolar, çeyrek altın 3 adet, gram altın ise 4,5 adet azalmıştır.
Sevgili Kamu Emekçileri ve halkımız,
Siyasal iktidarın memur kolları gibi faaliyet gösteren sözde konfederasyon ve bağlı sendikaları ise her defasında sahte enflasyon rakamlarının altına imza attıkları, kamu emekçilerinin hiçbir temel sorununu çözmedikleri mutabakatları “tarihi başarı” olarak yutturmaya çalışıyorlar.
Sonuçta hangi sendikanın üyesi olursa olsun kaybeden her defasında tüm kamu emekçileri ve emekliler oluyor!
Sevgili Kamu Emekçileri ve halkımız,
Biliyoruz ki, “artık bıçak kemiğe dayandı” diyorsunuz!
Biliyoruz ki, emekçilerin, yoksul halkın daha fazla dayanacak gücü kalmadı.
Biliyoruz ki, vatandaşlarımızın bizlere insanca yaşayacak bir maaşı dahi fazla görüp kendilerine en yükseğinden 5 maaş alanlara, bizlere kuru ekmek almaya yetecek % 3, kendilerine 3 asgari ücret tutarında artış yapanlara tahammülü kalmadı.
Sendikalı, sendikasız, KESK üyesi olsun ya da olmasın, tüm kamu emekçileri adına çağrıda bulunuyor, kamu emekçilerini hayat pahalılığına, adaletsiz vergi sistemine, yoksulluk, yolsuzluk ve israf düzenine karşı aşağıdaki asgari taleplerimiz etrafında örgütlenmeye ve mücadeleye çağırıyoruz:
Çoktan hükmünü yitiren, kamu emekçilerine 2021 yılı için %3 +%3 maaş artışı dayatılan “TOPLU SÖZLEŞME” derhal yenilenmeli, yeni toplu sözleşme yapılıncaya dek yaşanan gerçek enflasyon, satın alma gücümüzdeki azalma ve ekonomik büyüme oranları dikkate alınarak EK ZAM yapılmalıdır. Asgari ücret vergi dışı bırakılmalıdır. Birinci vergi dilimi %15 ten %10’a düşürülerek, yoksulluk sınırına kadar olan maaşlardan yapılan kesinti birinci vergi diliminde sabitlenmelidir. Emekçilerin sağlık, eğitim, gıda, barınma, giyim, elektrik, ısınma giderleri için ödediği vergiler gelir vergisi matrahından mahsup edilmelidir. Yoksulluk sınırı altında geliri olan hanelerin elektrik, doğalgaz, su, internet giderleri pandemi tehdidi tamamen ortadan kalkıncaya kadar Hazineden karşılanmalıdır.
Bebek maması, bebek bezi ve ekmek, süt ürünleri, elektrik, doğalgaz, su başta olmak üzere temel tüketim maddelerinde KDV sıfırlanmalıdır.
KESK Adana Şubeler Platformu Adına
Hüseyin KAYA
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yorum Yap
 
 
Paylaş
 
 


Kamu emekçileri ve emekliler gerçek enflasyonun yarattığı yoksullukla boğuşmaya devam ediyor. TÜİK yıllık enflasyon oranını %14.6 olarak açıkladı. Bu rakam çarşı, pazarın, günlük hayatın rakamı değil. Doğal gaza %32 elektriğe %31, baklagillerle %60, yumurta %80 ayçiçeği yağına %50 zam gelmişken gerçek enflasyon % 37 geçmiştir. Kamu emekçilerine yapılan zam TÜİK'in nasıl hesapladığı belli olmayan enflasyon oranı üzerinden yapılmıştır. Gerçek enflasyon ve sokağın enflasyonu bu değil, olamaz. Hiçbir inandırıcılığı yok. 2021 yılı toplu sözleşmesinde kamu emekçileri adına masaya oturan ve sefalet ücret artışına imza atan Memur-Sen’in kamu emekçilerini değil hükümeti kolladığı bir kez ortaya çıkmıştır. %7.3 lük zam artışı sefalet ve yoksulluk zammıdır. Ekonomik krizin her boyutuyla hissedildiği bu günlerde satın alma gücü azalan memurlar bir kez daha kuru ekmeğe muhtaç edilmiştir. Hükümetle memur-Sen’in yaptığı toplu sözleşme iptal edilmeli, kamu emekçileriyle yeni adil bir toplu sözleşme yapılmalıdır.
Kamu emekçileri ve emeklilerin maaşlarına gerçek enflasyon oranında zam yapılmalıdır. Ekonomik krizin etkileri oranında maaşlar artırılmalıdır. Vergi adaletsizliğine son verilmelidir. KDV kaldırılmalı, birinci vergi dilimi %15’de %10 düşürülmelidir. 3600 ek gösterge bütün kamu emekçilerini kapsayacak şekilde yasalaştırılmalıdır.

KESK olarak insanca yaşayacak bir ücret, hayat pahalılığına, yoksulluğa, yolsuzluğa ve israf düzenine karşı haklarımızı korumak için mücadeleye devam edeceğiz.


Hüseyin KAYA
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı
KESK Adana Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü

Basına ve Kamuoyuna
Ortaokul ve liselerde seçmeli ders tercihleri 4 ile 22 Ocak tarihleri arasında yapılacaktır. Resmi anlamda uygulama seçmeli ders tercihi olsa da gerçekte ‘’Zorunlu seçmeli ders’’ şeklinde gerçekleşmektedir.

Seçmeli derslerin öğrencilerin ilgi, istek ve yeteneklerine göre seçilmesi gerekir. Öğrencilerin kişisel gelişimine destek olması, ayrıca bilişsel, duyuşsal ve sosyal gelişmelerine katkı sağlaması gerekir. Ne var ki seçmeli ders tercihleri okul idarelerinin siyasal tercihlerine ve buna uygun eğitim anlayışlarına uygun olarak gerçekleşiyor. Birçok seçmeli din dersleri idarecilerce tercih ediliyor. Vakıf, cemaat gibi çevre faktörleri de bu durumda etkili olmaktadır. Ayrıca sınava dayalı rekabetçi eğitim sistemimizde sayısal derslere öğrencilerimiz yönelmek zorunda kalmaktadır.

Pandemi döneminde öğrenciler okulda değildir. Öğrenciler adına idareciler seçmeli ders tercihinde bulunmamalıdır. Öğrenci ve velileri sürece dahil edilerek öğrencilerimizin istekleri ve ilgileri gözetilerek yapacakları tercihler yaşam bulmalıdır.

Eğitim Sen Adana Şube Yürütme Kurulu adına
Hüseyin KAYA
Şube başkanı 

Kovid-19 Salgınının En Yoğun Olduğu bu dönemde Öğretmenleri ‘Temel Kodlama Eğitimi Kursu’na çağırmak İnsan sağlığını tehlikeye atmaktır!  Salgının ciddi tehdit oluşturdu bu dönemde Genel Merkezin aldığı karar doğrultusunda seminere katılmak istemeyen üyelerimiz için dilekçe örneği hazırlanmıştır.

 

…………………………..OKULU MÜDÜRLÜĞÜ’NE

…….…./............

 

 

            Üyesi olduğum Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Merkez Yürütme Kurulu 31.08.2020 tarih ve 48 sayılı kararıyla

"31.08.2020 tarihinde Genel Başkan Feray Aytekin Aydoğan'ın başkanlığında toplanarak Covid 19 salgını kapsamında eğitim emekçilerine yönelik işlemler ve uygulamalar görüşüldü ve 1 Haziran 2021 tarihine kadar istek dışı verilen, görev tanımı ve meslekleri dışındaki, sağlıklarını riske sokacak, yasalarla kendilerine verilen görevlerle ilgisi olmayan görevleri sendika üyelerinin yerine getirmemesi ve sendika üyelerinin çalışma ortamlarında hayatlarını ve sağlıklarını riske sokacak ciddi ve yakın bir tehlikeye maruz kaldıklarında durumu görev yaptığı yerin müdürlüğüne bildirdikten sonra söz konusu tehlike ortadan kalkıncaya kadar söz konusu çalışma ortamında bulunmaması kararı alınmıştır. "

           Bu karar nedeniyle tarafıma tebliğ edilen ‘Temel Kodlama Eğitimi Kursu’na Covid-19 salgınının yaygınlaşması ve yüz yüze eğitimin yasaklandığı bir dönemde yerine getirmeyeceğimden gerekli önlemlerin alınmasını arz ederim.…../…./2020

 

                                                                                             Ad-Soyadı

 

Adres:

 

 

Ek:

1- Merkez Yürütme Kurulumuz

31.08.2020 tarih ve 48 sayılı kararının örneği

 

 

Türkiye’de ekonomik ve politik krizlere, Covid-19 salgınının yol açtığı kapanma ve açılmaların yarattığı sorunların da eklenmesiyle eğitim alanında zorlu bir dönem yaşıyoruz. Ekonomik, demokratik ve sosyal haklarını savunduğumuz eğitim ve bilim emekçileri, bu dönemde uzaktan eğitimde yaşanan eşitsizlikler, olanaksızlıklar ve uzaktan eğitimi yetkinleştirmede destek yoksunluğu gibi bir dizi sorunla karşı karşıyalar. Covid-19 sadece eğitim ve bilim emekçilerini değil, eğitimin bileşenleri olan öğrencilerimizi ve velilerimizi de derinden etkiledi. Uzaktan eğitimde gerekli olan öğretim teknolojilerine yoksulluk ve yoksunluk nedeniyle erişemeyen öğrencilerimiz nitelikli bir eğitim hizmeti alamadılar, bu nedenle velilerin birçoğu çocuklarının geleceği konusunda ciddi kaygılar taşıyor.

Temel amacımız, eğitim alanında karşı karşıya olduğumuz sorunları anlamak, anlatmak, çözüme dair yaklaşımlarımızı eğitim kamuoyu ile paylaşmak ve bu süreçten çocukların, gençlerin, velilerin ve eğitim ve bilim emekçilerinin zarar görmeden, aksine güçlenerek çıkmalarını sağlamaktır. Sendikamız yüzyılı aşan mücadele tarihinde her dönemin özgül yakıcı sorunlarını ifade etmede ve eğitim politikası üretmede tarihsel bir görev üstlendi. Bugün de sendikamız, herkesin insanca yaşadığı sosyal ve demokratik Türkiye ile eğitim ve bilim emekçilerinin özgül ekonomik ve sosyal haklarını savunma ve ilerletme amaçlarını yan yana yürütme çabası içinde. Sendikamız öncülleri olan örgütlenmelerden aldığı güçlü bir mirası tekrar ederken, dönemin koşulları içinde bu kuşağın farkını da yaratarak mücadelesini sürdürüyor.

Mücadele tarihi boyunca sendika yönetimlerinde yer alan adlar ve yüzler değişse de, savunulan ilke ve değerler değişmedi: Güçlü bir eğitim ve bilim emekçileri hareketi ile ayrımsız tüm çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin insani güç ve yetilerini bütünüyle güçlendirebildiği kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitimi bir hak olarak yaşama geçirmek. Eğitim Sen’i var eden ilke ve değerlerin iş yerlerinde, alanlarda, meydanlarda ve gündelik yaşamın her alanında mücadele içinde yaşam bulduğunu ifade etmek istiyoruz.

Sendikamız, eğitim ve bilim emekçilerinin eğitimde ve toplumsal yaşamda uygulanan sömürü, tahakküm, baskı ve eşitsizliklere karşı yürütülen fiili mücadele ve eşit, adil ve özgür bir toplum düşü ile bugünlere gelmiş ve ayrım gözetmeksizin bütün eğitim ve bilim emekçilerinin öfkesi, sözü, sesi ve taleplerinin izleyicisi olmuştur. Bu duygu ve düşüncelerle Sendikamız 11. Olağan Genel Kurulu’nu 28-29 Kasım 2020 tarihlerinde Ankara’da toplamıştır. Genel Kurul seçimleri sonrasında oluşan yeni Merkez Yürütme Kurulu ilk toplantısında aşağıdaki görev dağılımını yapmıştır:

Prof. Dr. Nejla Kurul, Genel Başkan

İkram Atabay, Genel Sekreter

Ahmet Karagöz, Genel Mali Sekreter

Ramazan Gürbüz, Genel Örgütlenme Sekreteri

Sinan Muşlu, Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri

Simge Yardım Dağ, Merkez Kadın Sekreteri

Arzunur Şimşek, Genel TİS ve Hukuk Sekreteri

Sendikal hakların, emeğin, demokrasinin, barışın ve eşit haklar mücadelesinin sözü ve sesi olan Eğitim Sen, geçmişten bugüne savunduğu ilke ve değerleri daha güçlü ve enerjik biçimde sahiplenerek, eğitim ve bilim emekçilerinin birlik, dayanışma ve mücadele örgütü olmayı sürdürecektir.

Değerli basın ve Kamuoyuna
Demokratik ve hukuk devletinin en önemli özelliği kuvvetler ayrılığı ilkesidir. Hiçbir hukuk devletinde yargı yürütmenin emrinde görev yapmaz. Yargı bağımsızdır. Yargının bağımsızlığı ülkede yaşayan her vatandaşın, aynı zamanda yaşam güvencesidir. Bağımsız yargıya sahip olan ülkelerde hukuk evrensel kurallarına göre işler. Sonradan siyasi ihtiyaçlar üzerinden yargı görevi başka kuruluşlara bırakılamaz, ne yazık ki 15 Temmuz darbesinden sonra OHAL döneminde çıkan KHK kararlarının görüşüldüğü OHAL komisyonu hukuk kurallarına göre kurulmamıştır.
 
Binlerce KHK’lının hak aradığı bu komisyon görevini açık ve şeffaf bir yargı organı gibi yapmamaktadır. Hepimizin bildiği gibi KHK ile ihraç edilenlere, hiçbir açıklama yapılmamış, hiçbir gerekçe gösterilmemiş, savunma haklarını bile kullanamamışlar, haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilmişlerdi.
 
2 yıldır OHAL komisyonun hukuk dağıtmasını bekleyen KHK’lıların durumu bir an önce hukuk kuralların işlediği bağımsız yargı organlarınca görüşülmelidir.
Komisyon, son resmi açıklamasını 2 Ekim 2020 tarihinde yapmıştır. 02.10.2020 tarihi itibari ile Komisyona yapılan başvuru sayısı 126.300’dür. Komisyon tarafından verilen karar sayısı (110.250) dikkate alındığında, incelemesi devam eden ve halen karara bağlanmayan 16.050 başvurunun 2.441’i KESK’lilere aittir. Oransal olarak %15’e denk gelmektedir. Tüm başvurulardan hala %13’ünün karara bağlanmadığı göz önüne alındığında kalan dosyalar içerisindeki KESK’lilerin oranının yüksekliği bilinçli bir geciktirme ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.
20 Temmuz sonrasında özel kurumlardan ihraç edilenlerle birlikte toplam 150 bin kişi işinden edildi. Bu süreçte yaklaşık 100 kişi intihar etti, 600 kişi çeşitli nedenlerle yaşamını kaybetti.30 kişi Meriç sularında boğuldu. Türkiye ortalamasının 30 katı KHK’lılar arasında boşanma yaşandı. KHK’lılara tapuda şerh düşüldü. Kredi kartları iptal edildi. Hiç bir işte çalışmalarına izin verilmedi.
Bu vesile ile bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; süreç daha fazla uzatılmamalı, hukuksuzca ihraç edilenler derhal görevlerine iade edilmelidir! Hukuken de aklanan Barış Akademisyenlerinin başvuruları kabul edilerek işlerine, kürsülerine, öğrencilerine dönmelerinin önü açılmalıdır.
 
Değerli Basın Emekçileri,
-İhraç dosyalarında da bir kez daha görüldü ki, devlet tüm vatandaşlarını fişlemektedir..
-Güvenlik soruşturması ve arşiv kaydı araştırması adı altında Kişisel Verilerin Korunması başta olmak üzere temel insan hakları hiçe sayılmaktadır.
-Kamu kurumlarında mülakatla ya da açıktan atamalarla yapılan işe alımlarda donanım ve gerekli özellikler itibari ile uygun olan başvurucular arşiv kaydı araştırması ve güvenlik soruşturması yöntemiyle elenmektedir.
-Son yıllarda kamudaki dönüşüm ile bir yandan kamu hizmetleri özelleştirilerek sermayeye yeni sömürü alanları açılırken bir yandan da AKP-devlet bütünleşmesi tamamlanmak istenmektedir. Arşiv kaydı araştırması ve güvenlik soruşturması bu hedefe ulaşmak için bir yöntem olarak kullanılmaktadır.
 
-657 sayılı Kanunun 48. maddesine eklenen düzenleme ile güvenlik soruşturmaları ve arşiv kaydı araştırmaları kanuni bir kılıfa büründürülmek istenmiş, AYM kararıyla hukuksuzluk bir süreliğine de olsa durdurulmuştur.
Ancak hukuksuzluğu bir yönetim biçimi olarak hayata geçiren iktidar her fırsatta konuyu yeniden gündeme getirmekte, torba yasalar içerisine sıkıştırarak Meclis gündemine taşımak istemektedir.
KESK’li emekçiler olarak; bu girişimlerden vazgeçilmesi, liyakatsiz atamaların ve kadrolaşmanın temel yöntemi olarak kullanılan, tek parti ve polis devleti uygulaması olan arşiv kaydı araştırması, güvenlik soruşturması, fişleme gibi uygulamaların derhal sonlandırılması çağrımızı yineliyoruz.
 
Kamuda işe alımda “Güvenlik soruşturmaları” adı altında yaşanan keyfilik, ayrımcılık ve haksızlıklara son verilmelidir.
Komisyon ve idare mahkemeleri eliyle süreci uzatma bir şeyi değiştirmeyecektir; KESK’liler dün olduğu gibi bugün de iktidar politikalarına biat etmeyecek, boyun eğmeyecektir. Askıya çıkardıkları ekmekleri almayacak, ellerinden aldıkları ekmeğin mücadelesini vereceklerdir. Açlıkla terbiye etme politikaları karşılık bulmayacaktır.
 
-Hukuka ve uluslararası sözleşmelere aykırı, etkin olmayan, denetlenemeyen, kendisini anayasa ve yasalar üstü gören, hükümetin bir organı gibi çalışan ve idari bir mekanizma olan OHAL Komisyonu derhal lağvedilmelidir.
-Haklarında memuriyeti engelleyen herhangi bir kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan, hukuken suç olmayan gerekçelerle ihraç edilen tüm kamu görevlileri bütün haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilmedir.
-Hukuksuz ihraçlardan dolayı mağdur olan tüm kamu emekçilerinin maddi, manevi hak kayıpları karşılanmalıdır.
-Bunlar gerçekleşinceye, ihraç kamu emekçilerinin mağduriyetleri giderilinceye ve hukuksuz ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilinceye kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.
 
KESK Adana Şubeler Platformu Adına
Hüseyin KAYA
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı
 
Kökleri İnsanlığın Demokrasi, Özgürlük, Kardeşlik, Laiklik, Barış Ve Eşitlik Mücadelesine Dayanan Çeyrek Asırlık Çınarımız KESK Büyümeye Devam Ediyor!
Kamu emekçilerinin gerçek temsilcisi KESK’in 25. Kuruluş yıldönümü; KESK’li olmanın gururunu yaşayanlara, KESK’in dostlarına, emek ve demokrasi mücadelesinin herhangi bir zamanında KESK’le yan yana gelmiş olanlara, kendisine en yakın emek örgütü olarak KESK’i gören ancak KESK ailesindeki yerini henüz almamış tüm kamu emekçilerine kutlu olsun!
Çeyrek asrımızı kutlarken; emekleriyle ve ödedikleri bedellerle bizlere bu onurlu tarihi bırakan arkadaşlarımızı bir kez daha minnetle anıyor, anıları önünde saygıyla eğiliyoruz
Selam Olsun, “Kapıkulu değil kamu emekçisiyiz!” diyenlere!
Selam Olsun, örgütlülüğü büyütenlere, “üreten biziz yöneten de biz olacağız” diyenlere!
Selam Olsun, Encümen-i Muallim’den TÖS’e TÖB-DER’e, TÜM-DER’e, TÜS-DER’e ulaşan, askeri ve sivil darbelerin karanlığını yırtanlara!
Selam Olsun, Sendika Yürütme Komisyonlarından, Kamu Çalışanları Platformundan, Kamu Çalışanları Sendikaları Platformundan bugüne yorulmadan, bıkmadan, bedel ödemekten korkmadan onurla, gururla, coşkuyla KESK bayrağını taşıyanlara!
Selam Olsun, 12 Eylül sonrasının ilk mitingi olan “Kamu Çalışanları Sendikal Haklar Mitingi”nde halaya duranlara!
Selam Olsun, 15 Haziran ruhuyla Ankara’ya yürüyenlere, darbe sonrasında ilk kez iş bırakanlara!
Selam Olsun, Kızılay’a sığmayan yüzbinlere, dünden bugüne direnen KESK’lilere!
Selam Olsun, Hak verilmez mücadeleyle alınır” diyenlere, meşru ve fiili mücadeleyi esas alanlara!
Selam Olsun, KESK’i ete kemiğe büründüren EĞİTİM SEN’e, SES’e, TÜM BEL-SEN’e, BES’e, BTS’ye, ESM’ye, HABER SEN’e, TARIM ORKAM-SEN’e, YAPI YOL-SEN’e, KÜLTÜR SANAT-SEN’e, DİVES’e ve onların üyelerine!
Selam Olsun, sadece KESK’li olduğu için hukuksuzca ihraç edilen, açığa alınan, gözaltına alınan, tutuklanan, mobbinge uğrayan, sürgün edilen sendikalarımız üyelerine!
Selam Olsun, KESK’lilere…
Dostlar,
Kökleri toprağın derinliklerine inen KESK; ulu bir çınar gibi çeyrek asırda da kamu emekçilerinin gerçek temsilcisi ve mücadele örgütü olmaya devam ediyor.
KESK; faşizme karşı demokrasi, emperyalizme karşı bağımsızlık, savaşa karşı barış, baskılara karşı özgürlük, gericiliğe karşı laiklik, ırkçılığa ve şovenizme karşı emeğin birliği ve halkların kardeşliği için fiili ve meşru mücadele anlayışı ile yol aldı, yol almaya devam edecektir!
KESK; önüne çıkarılan tüm engellemelere, baskılara, faşist kuşatmaya inat dimdik ayakta olmaya devam edecektir.
Çünkü, KESK içinden geçtiğimiz sivil darbe dönemin koyu karanlığını da yırtacak bir mücadele birikimine, mirasına ve onuruna sahiptir…
Dostlar,
25.Kuruluş yıldönümümüzü pandemi ile birlikte sınıfsal eşitsizliklerin daha da derinleştiği, neo liberalizmin pandemiyi de sömürünün yaygınlaşması ve kârın maksimize edilmesi için fırsata çevirmeye çalıştığı, yüzbinlerce emekçinin işten çıkarıldığı, gelir bölüşümü adaletsizliğinin arttığı, yoksulluğun, yoksunluğun, mülksüzleştirmenin hiç olmadığı kadar yaygınlaştığı, sosyal güvenlik haklarının her gün biraz daha budandığı, emeklilerin sistem tarafından bir yük olarak görüldüğü, bu yüzden salgında en çok yaşlı nüfusun yaşamını yitirdiği, içeride ve dışarıda savaş politikalarının esas alındığı, kadın bedenine ve emeğine yönelik saldırıların zirve yaptığı bir süreçte kutlamaktayız.
Saldırı büyük, ancak yüzde 99 olarak bir avuç azınlığa geleceğimizi teslim etmeme kararlılığımız daha da büyük!
Umudumuz ve cesaretimiz, ülkemizde ve dünyada gelişen mücadelenin verdiği coşku ile her gün biraz daha büyüyor. Emekçilerin, işçilerin, kadınların isyanları kapitalist sistemin meşruiyetini yitirmeye başladığını gösteriyor. Emekçiler ve halklar emeğine, doğasına, geleceğine sahip çıkıyor, sermayenin saldırılarına karşı biraraya geliyor, karşı koyuyor. Tek adam rejimini kabul etmiyor, sivil darbe uygulamalarına rağmen tepkisini her türlü mücadele yöntemiyle ortaya koyuyor…
Çünkü, bıçak kemiğe dayandı.
Çünkü, başka bir dünya mümkün!
Çünkü,eşit, özgür, laik, barış ve birarada yaşayacağımız bir gelecek için her türlü bedeli ödeyenlere, faili meçhullerde, 10 Ekim’de yaşamını yitiren barış, emek ve demokrasi şehitlerine sözümüz var!
Dostlar,
Geçmişte mücadelemizi engellemeye çalışan, bizi kapı kulu olarak görenler nasıl ki tarihin çöplüğüne gittilerse; metaya, savaşa tapan ahlaklarıyla, gericilikleriyle, kadına, bilime, kültüre, sanata, doğaya düşmanlıklarıyla bugünkü iktidar odakları da yarattıkları karanlıkta boğulup çekip gideceklerdir.
Onlar ve yandaşları kötülükleriyle anılırken, emeğin en yüce değer olduğuna inanan ve bunu çeyrek asırlık mücadele geleneğiyle kanıtlayan KESK tüm parlaklığıyla, yarattığı değerlerle daha birçok çeyrek asrı devirecektir…
Elbette emeğin, barışın, kardeşliğin dünyasını yakınlaştıracak olan fiili ve meşru mücadele yükseltilmeden bu gerçekleşmeyecektir.
O yüzden bugün bizim için sadece bir kutlama günü değil, bu vesile ile mücadeleyi yükseltme kararlılığımızı haykırdığımız, azmimizi bilediğimiz, umudumuza sımsıkı sarıldığımız gündür!
Yılımız Kutlu Olsun!
Kutlu olsun bu zor koşullarda direnenlere, hakları için mücadele edenlere…
Kutlu olsun sadece kamu emekçisi kadınların değil tüm kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinde yer alanlara…
Kutlu olsun KESK’li olmanın gururunu, onurunu taşıyanlara…
FAŞİZM YENİLECEK! BİZ KAZANACAĞIZ!
YAŞASIN EMEK VE DEMOKRASİ MÜCADELEMİZ!
YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ!
YAŞASIN KESK!