egitimsen

egitimsen

Yaz tatili döneminde isteği dışında tercih danışmanlığında görevlendirilen Rehber Öğretmenler, eğer görev almak istemiyorlarsa aşağıdaki dilekçe ile resen görevlendirmeye itiraz edebilirler.
 
 
 
 
 

KHK Zulmü YSK Eliyle Devam Ediyor…
Değerli Basın ve Kamuoyuna, 
15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL süresinde çıkartılan KHK’lar ile haklarında herhangi bir idari ya da adli soruşturma bulunmamasına rağmen haksız ve hukuksuz bir şekilde görevlerinden ihraç edilen arkadaşlarımız sadece işlerinden olmamış aynı zamanda en temel anayasal hakları da yok sayılmıştır. 
İhraç edilen arkadaşlarımızın ilk olarak başka bir işte çalışma ve seyahat hakları (yurtdışı yasağı) engellenmişti. 31 Mart Yerel Seçimleri ile birlikte anayasaya ve yasalara aykırı bir şekilde seçilme hakları da engellenerek mazbataları ellerinden alındı. Bu kapsamda, Adana’da 3 arkadaşımız ile birlikte toplamda 50’de fazla KHK’lı arkadaşımızın belediye başkanlığı ve meclis üyeliği mazbataları hukuksuz bir şekilde iptal edilmiştir. Bu mazbataların iptalinin tek nedeni KHK kapsamında ihraç edilmiş olmalarıdır. 
Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki KHK’lar sadece OHAL dönemiyle sınırlı tedbir niteliğinde olduğundan, OHAL kalktığı için artık geçerliliğini yitirmiş ve yok hükmündedirler. 

Görüntünün olası içeriği: 10 kişi, oturan insanlar ve iç mekan
Ayrıca, Anayasa’nın 76. Maddesi’nde “On sekiz yaşını dolduran herkes milletvekili seçilebilir. En az ilkokul mezunu olmayanlar, kısıtlılar, askerlikle ilişiği olanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar; zimmet, ihtilas, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, Resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler.” Denilmektedir. Yine 2972 Sayılı Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyeti Seçimi Hakkında Kanun’un 9. Maddesi ile atıfta bulunulan, 2839 Sayılı Milletvekili Kanunu’nun 11. Maddesinde seçilme koşullarını açıkça belirtilmiştir. Buna göre, KHK’lı arkadaşlarımızın seçilmelerinde herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır. Bu yasa hükümleri doğrultusunda arkadaşlarımız il ve ilçe seçim kurullarına adaylık başvurularında bulunmuş ve kurullarca da herhangi bir sakınca görülmediği için adaylıkları kesinleşmiştir. 

Görüntünün olası içeriği: 8 kişi, oturan insanlar, sakal ve iç mekan
Ancak seçimleri kazandıktan sonra YSK adeta hukuki bir tuzak kurmuşçasına, anayasa ve yasaları hiçe sayarak seçilen arkadaşlarımızın mazbatalarını keyfi olarak iptal etmiştir. 
24 Haziran seçimlerinde aynı yasa hükümleri çerçevesinde seçilmiş ve mazbatalarını almış olan KHK’lı milletvekillerinin halen Mecliste görevlerini sürdürdükleri düşünüldüğünde, YSK’nın 31 Mart yerel seçimleri ile ilgili vermiş olduğu bu kararın ne kadar kasıtlı ve de taraflı olduğu aşikârdır. 
2017 yılında yasayla kurulan OHAL komisyonu ve sonrasındaki hukuki süreç de dikkate alındığında, KHK’lı arkadaşlarımızın ihraç kararları da hukuki olarak henüz kesinleşmemiştir. 
YSK’nın bu hukuksuz kararını kınıyoruz ve mazbataları gasp edilen 50’den fazla KHK’lının yanı sıra CHP listelerinden seçilen üyelerimiz Çukurova Belediye Meclis Üyesi Münir KORKMAZ ile Ceyhan Belediye Meclis Üyesi Nezir DORAK ve yine kamu çalışanı Seyhan AKSAL’ın mazbatalarının geri verilmesini talep ediyoruz.15.05.2019

KESK Adana Şubeler Platformu adına
Tonguç ÖZKAN
BTS Şube Başkanı - KESK Dönem Sözcüsü

Örgütlenme Çalışmalarımız Devam Ediyor!
Gülbahçesi Kız Anadolu Lisesinde Öğretmen Nurdan Aksu emek ve demokrasi mücadelemizi takdir ettiğini ve bu mücadelenin içinde yer almak istediğini belirterek sendikamıza üye olmuştur.

"Ögretmenlik Meslek Kanunu" üyemiz Prof. Dr. Adnan Gümüş "ÖMK neler getiriyor neler yapmalı" Konulu söyleşi gerçekleştirildi.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, oturan insanlar, masa ve iç mekan

 

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, oturan insanlar ve iç mekanGörüntünün olası içeriği: 7 kişi, oturan insanlar, masa ve iç mekan


Yasa ve yönetmelikler dışında getirilen etik sözleşmesine karşı yazılacak şerh metni...

Etik sözleşmede belirtilen hususlar, yasa ve yönetmeliklerce ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu yüzden ayrıca bir etik sözleşme imzalamayı doğru bulmuyorum. Bütün haklarım saklı kalmak kaydı ile imzalıyorum.

 

 

Yaşasın 1 Mayıs

Bu memleketin gerçek sahipleri, işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ve diğer tüm ötekileştirilenler, hoş geldiniz

Bugün Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günümüz 1 Mayıs.

Ne yazık ki her 1 Mayıs ta olduğu gibi bu 1 Mayısı da bir bayram havasında kutlayamıyoruz. 

Görüntünün olası içeriği: 6 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

Adına ister ‘kriz’ diyelim isterse ‘ekonomik dalgalanma’ sonuç değişmiyor. Ülkemizin adım adım içine itildiği ekonomik, siyasal, toplumsal bunalım gittikçe derinleşiyor. Rekor üstüne rekor kıran işsizlik, hayat pahalılığı soframızdaki ekmeği küçültüp, geleceğe güvenle bakmamızın önüne set çekiyor.

Yıllardır ceplerini doldururken sırtımızdan elde ettikleri nimetleri kimseyle paylaşmayanlar külfeti bize yıkmak istiyor, kriz bahanesiyle işimize, aşımıza, haklarımıza el uzatıyor.

17 yıllık AKP iktidarında enflasyon, pahalılık, işsizlik rekora koşuyor. Daha fazla kar için, işçiler çalışırken yaşamını ve sağlığını yitirmeye devam ediyor. Kadınlar, göçmen işçiler, genç işçiler daha düşük ücretle ve daha güvencesiz çalışmaya mahkûm ediliyor.

Buna rağmen, bu ekonomik krizde de fatura yine emekçilere ve yoksullara kesilmek isteniyor. İktidar ve sermaye sahiplerinin açıkladıkları reform ve ekonomik paketlerle, işçilerin kıdem tazminatı, kamu çalışanlarının iş güvencesi, emekçilerin ücretleri gasp edilmek isteniyor.

Elimizden alınanları tek tek alt alta yazmaya kalksak sayfalar yetmez ancak özetleyecek olursak;

  • Kıdem tazminatının kaldırılması
  • İşçi sağlığı ve iş güvenliği
  • İş cinayetleri
  • Çocuk işçiliği
  • Kamu emekçilerinin 3600 ek gösterge ve yıpranma hakkı taleplerinin karşılanmaması
  • Toplu sözleşme ve grev hakkının engellenmesi
  • 8 saatlik işgününe uyulmaması ve fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi
  • Kamunun özelleştirilmesi ve taşeronlaştırılması
  • Esnek-kuralsız-güvencesiz ve performansa dayalı çalışma sistemi
  • Açlık sınırının altında bir asgari ücret
  • Hizmet yılını ve prim gün sayısını doldurmuş olmalarına rağmen emeklilik hakkı gasp edilen EYT’li emekçiler
  • Sosyal güvenlik kurumlarının tasfiye edilerek zorunlu bireysel emeklilik sisteminin dayatılması
  • Mühendisler, mimarlar ve Şehir plancılar olarak Yoksulluk ve Güvencesizlik girdabının içine çekiliyoruz.
  • Sağlık ve diğer kamu emekçilerine yönelik şiddetin artması
  • Varlık fonuna devredilen kamu kuruluşları ve daha nicelerini sayabiliriz.

Emek alanındaki bu vahim tablonun yanı sıra, maalesef ki demokrasi, özgürlük ve adalet konusunda içler acısı durumdayız. 2017 yılındaki Başkanlık referandumu sonucu meydana gelen değişikliklerle birlikte ülke adeta tek adam yönetimine dönüşmüştür. Yasama, yürütme ve yargının tek elde toplandığı, yargının siyasallaştığı ve hatta talimatla hareket ettiği bir dönemden geçiyoruz.

Ekmek kadar su kadar, hava kadar ihtiyaç duyduğumuz haklarımız ve özgürlüklerimiz demokrasinin, adaletin, hukukun son kırıntılarının da rafa kaldırıldığı bu dönemde her geçen gün daha fazla sınırlanıyor.

Demokrasinin, hukukun ve adaletin yok edildiği şu günlerde;

  • OHAL uygulamaları fiilen devam etmektedir.
  • 140 bine yakın kamu emekçisi sorgusuz-sualsiz haklarında herhangi idari ve adli soruşturma olmaksızın bir gecede çıkartılan KHK’larla işlerinde-ekmeklerinden edilmişlerdir.
  • Seçilmiş KHK’lı kamu emekçilerinin anayasal seçilme hakkı ellerinden alınarak, adeta hukuki bir tuzak sonucu mazbataları gasp edilmiş ve hatta siyasi iktidar tarafından seçme hakları bile tartışılır duruma getirilmiştir.
  • Çok sayıda gazeteci, milletvekili, siyasi parti eş başkanları, belediye başkanı ve siyasetçi düşüncelerinden ve siyasi faaliyetlerinden dolayı cezaevinde yatmaktadır.
  • Cezaevlerinde yaşanan hukuksuzluklar ve insan hakları ihlalleri devam etmektedir
  • Sendikalara, emek ve demokrasi örgütlerine yönelik saldırılar, hukuksuz gözaltılar ve tutuklamalar devam etmektedir.
  • Sosyal medyada iktidarı eleştirenler tutuklanırken, ülkenin ana muhalefet liderine yumruk atan ve linç girişiminde bulunanlar serbest bırakılmaktadır.
  • Çok sayıda avukat hukuksuz bir şekilde tutuklanarak savunma hakları kısıtlanmış ve üzerlerindeki siyasi baskı arttırılmıştır.

Bunların yanı sıra, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin, çocuk istismarının tavan yaptığı bir dönemden geçiyoruz. Kadına ve çocuğa yönelik bu saldırılar siyasi iktidar tarafından önlenemediği gibi faillerine de gerekli cezalar verilmeyerek adeta ödüllendirilmektedir.

Doğa ve hayvan katliamı hat safhadadır. Doğayı yok ederek doğal çevre talan edilmiş ve rant alanına dönüştürülmüştür.

Cinsel yönelimi ve cinsel kimliği nedeniyle birçok yurttaşımız ayımcılığa maruz kalmaktadır.

31 Mart Yerel Seçimlerinden önce siyasi iktidar ve ortağının dillerinden düşürmedikleri ülkenin bekası ile ilgili söylemler ile ne kastettiklerini askında hepimiz biliyoruz. Görüyoruz ki, onların beka dedikleri kendi saltanatları, sarayları ve menfaatleridir. 

Biz emekçiler şunu biliyoruz ki bu ülkenin bekası demokrasiden, hukuktan, adaletten ve eşitlikten geçer.

Biz emekçiler şunu biliyoruz ki bu ülkenin bekası birlikten, beraberlikten sevgiden  ve dayanışmadan geçer.

Biz emekçiler şunu çok iyi biliyoruz ki bu ülkenin bekası barıştan geçer. Unutmayalım ki savaş böler barış ise birleştirir.

Cezaevlerinde hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunanlar  inanıyoruz ki özgürlüklerine elbet kavuşur, KHK’lı arkadaşlarımız görevlerine elbet bir gün döner ancak ölen insanlarımızı geri getirmek mümkün değil. Yaşam hakkı en kutsal, en temel insan hakkıdır. Bunun güvencesi ise barıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi bizler yurtta ve dünyada barışı savunuyoruz.

Bu nedenle başta Kürt meselesi olmak üzere bütün toplumsal sorunlarımız demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmelidir.

Farklı kültür ve inançlar üzerindeki ayrımcı politikalara son verilerek güvence altına alınmalıdır.

Nasıl ki 31 Mart Yerel Seçimlerinde siyasi iktidar ve ortağının her türlü baskı, yıldırma, ötekileştirme, yalan ve demagojilerine ve hatta devletin tüm imkânlarını kendi çıkarları için kullanmalarına rağmen, onlara gerekli dersi verip bu ülkeye baharı getirdiysek, şimdi bize düşen görev bu beraberliği, umudu, cesareti, mücadeleyi devam ettirmek ve dayanışmayı büyüterek bundan sonraki 1 Mayısların gerçek bayram havasında kutlanmasını sağlamaktır.

Tüm farklılıklarımızı bir tarafa bırakarak oluşturduğumuz bu birliktelik ve dayanışma ruhu ile bu ülkeye demokrasiyi, adaleti, özgürlüğü, sevgiyi ve barışı getireceğiz.

 

DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu)

KESK      (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu)

TMMOB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği)

ADANA TABİP ODASI

ADANA BAROSU                                                              

     1 MAYIS TERTİP KOMİTESİ adına

                                                                                  TONGUÇ ÖZKAN

KESK Dönem Sözcüsü - BTS Şube Başkanı 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın olduğu gün İstanbul Küçükçekmece’de 5 yaşındaki bir kız çocuğu cinsel istismara uğradı. Acımız da, öfkemiz de, isyanımız da sonsuz! Ensar Vakfı’nda yaşanan istismarı aklayanlar, Ensar’ı koruyanlar, failleri serbest bırakanlar, istismarcıları aklayan yasa hazırlığı yapanlar, istismarcılara iyi hal indirimi uygulayanlar, toplumsal cinsiyet eşitliğini ‘sapkınlık’ ilan edenler, karma eğitimi kaldıranlar yaşadığımız bu karanlığın sorumlularıdır.

Çocukların Sesine Ses Verelim, İstismarı Önleyelim! Ensarların Karanlığına Bırakmayacağımız Bir Gelecek Var!

Yalnızca 2019 Mart ayı içerisinde; Osmaniye’ de 11 kişi, 14 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu. İzmir’de 15 yaşındaki F.A. babası M.A. tarafından 2014 ve 2015 yıllarında cinsel istismara uğradı, 2018 yılında polise giden F.A. şikâyette bulundu, mahkeme heyeti M.A.’nın tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Erzurum’da 15 yaşındaki N.N. cinsel şiddete uğradı. Fail M.İ.’ye verilen 67 yıl 6 ay hapis cezası, yasa gereği 30 yıla düşürüldü. Kırklareli’nde 11 yaşındaki Z.E. 13 suçtan kaydı bulunan teyzesinin oğlu K.S. tarafından metruk bir evde ölü bulundu. Giresun’da 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan evinin önünde ölü bulunmuştu. Tüm kanıtlar incelenmeden Rabia Naz’ın ölümüne intihar denilerek üstü kapatıldı. Olayın araba çarpması sonucu gerçekleşmediğini iddia eden baba Şaban Vatan 2 kez gözaltına alındı. Kadriye Moroğlu Anadolu Lisesi’nde öğrencilerine yönelik cinsel istismar iddiasıyla mahkemesi devam eden öğretmenin soruşturması cezasızlıkla sonuçlandırıldı, öğrencilere ise okuldan uzaklaştırma cezası verildi.

Devletin Görevi Koruyucu ve Önleyici Hizmetleri Kurumsallaştırmaktır

Toplumsal dönüşümün temel sorumlusu olan iktidar, devletin çocukların istismara uğradığı şartları ortadan kaldırma ve koruyucu-önleyici hizmetleri kurumsallaştırma görevine uygun hareket etmek bir yana, istismarı suç ve ceza eksenine sıkıştırmakta, hadım gibi insan haklarına aykırı ve dini referanslı çözümler önermekte, toplumsal öfkeyi gerçek sebeplerden ve sorumlulardan uzaklaştırıp soğurmaya çalışmaktadır.

Anayasa’nın 41/2 maddesi ve Türkiye’nin imzaladığı uluslararası çocuk hakları sözleşmeleri uyarınca, devletin öncelikli görevi, çocukların cinsel istismara maruz kaldığı şartları ortadan kaldırmak, koruyucu ve önleyici hizmetleri kurumsallaştırmaktır.

Çocuğa yönelik cinsel istismar, bireysel bir sapkınlık ya da hastalık değildir; toplumdaki erkek egemen kavrayış ve uygulamaların sebep olduğu ve meşrulaştırdığı bir şiddet suçudur. Kadın ve çocuk düşmanı söylemler ve haklarına saldırılar sona ermelidir. Her yaşta ve her alanda toplumsal cinsiyet eğitimi yaygınlaştırılmalı, eğitim müfredatında zorunlu ders olarak yer almalıdır.

Yasa gereği 18 yaşın altındaki her birey çocuktur. Tüm yasalar buna göre düzenlenmelidir. 16 yaşında hâkim izni ile 17 yaşında veli onayı ile evlenmeye izin veren medeni kanun düzenlemesi kaldırılmalıdır.

Çocuklar için etkili, kolay ulaşılabilir, güvenilir ve hak temelli başvuru mekanizmaları oluşturulmalı, çocuklar güçlendirilmelidir. Çocukların örgün eğitime katılım oranları yükseltilmeli, çocukların özellikle kız çocuklarının eğitim dışında kalmasına sebep olan 4+4+4 gibi uygulamalara son verilmelidir. Bilimsel, laik ve kamusal eğitime aykırı uygulamalar son bulmalıdır. Eğitimi cemaat ve tarikatlara devreden protokoller iptal edilmelidir.

Çocukların en temel hakkı olan barınma hizmeti kamusal hale getirilmeli ve çocukların toplu yaşadığı bu kurumlar uzman kişilerce denetlenmelidir. Cemaat ve tarikat yurtları kapatılmalıdır.

Çocuklara “ayıp-günah” tabuları altında kalmadan beden algısına dair eğitim yaş gruplarına uygun şekilde uzmanlarca verilmelidir. Toplumda da cinselliğin bir tabu olarak algılanmasının önüne geçilmelidir.

Özellikle sağlık çalışanları ve eğitimciler başta olmak üzere kamuda çocuklarla çalışan tüm bireylere cinsel istismarı önleme ve tanıma sorumluluğu üzerine eğitimler verilmelidir. İstismarı gerekli kurumlara bildirme yükümlülüğünün tüm toplumca benimsenmesi sağlanmalıdır.

Devlet, Suçtan Zarar Görenlerin Yanında Olmalıdır!

Devlet, varsa mevcut mağduriyetleri, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalarak sosyal devlet politikaları ile telafi etmelidir. Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi’nin 14. maddesi gereği, devlet, mağdurların kısa ve uzun vadede fiziksel ve psiko-sosyal iyileşmelerine yardımcı olmak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri almalıdır. Failleri cezasız bırakmak yerine etkin bir soruşturma, kovuşturma yapmalı ve suçtan zarar görenin yanında olmalıdır. Cinsel istismarın hiçbir gerekçe ile cezasız kalmaması sağlanmalı, etkili yargılama yapılmalıdır. İstismar suçunda, gerekli önlemleri almayanlar, istismarı gizleyenler, istismara zemin açanlar, istismarcıyı koruyanlar, çocuğu güçsüzleştirenler de faildir. Tüm faillerle ilgili yaptırımlar gerçekleştirilmeli, adalet sağlanmalıdır.

Çocuklarımıza Yönelen Şiddete Karşı Susmuyor, Mücadeleyi Yükseltiyoruz!

Çocuklara yönelik cinsel istismar haberleri günden güne artarken bir yandan da buna karşı toplumsal mücadelede yükseliyor. Dayanışmayı büyütüyoruz, faillerin gerekli cezaları alması için, gerçek adalet için mücadele ediyoruz. Çocuklara ve ergenlere yönelik her yerden gelen bu aleni şiddete karşı susmuyoruz. Yetkililere “araştırın”, “müdahale edin”, “önlem alın”, “çocukları ve haklarını koruyun!”, “işinizi yapın”, çocukları korumak için “harekete geçin” diye haykırıyoruz.

Sadece istismarcılara karşı değil; istismara neden olan koşullara, istismarı meşrulaştıranlara, istismarcıları koruyanlara karşı da mücadeleyi yükseltiyoruz.

Çocuklarımızın Geleceğini Ensarların Karanlığına Bırakmayacağız!

Kokartı İndirmek İçin