Panel "Yaşamın İçinde Kadın"

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor

Örgütlenme Çalışmalarımız Devam Ediyor!
Çukurova Üniversitesi Personelleri Salim Sezgin, Veysel Er ve Ziya Güleç emek ve demokrasi mücadelemizi takdir ettiği ve bu mücadelenin içinde yer almak istediklerini belirterek sendikamıza üye olmuşlardır.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, gülümseyen insanlar, oturan insanlar
 
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, oturan insanlar
 
 

KHK Çalışma Hakkının İhlali SİVİL ÖLÜM

KHK Çalışma Hakkının İhlali SİVİL ÖLÜM konulu panel 26 Ocak Cumartesi günü Seyhan Belediyesi Yaşar Kemal Kültür Merkezinde CHP Milletvekili Sezgin TANRIKULU ve HDP Milletveki Ömer Faruk GERGERLIOĞLU'nun katılımıyla gerçeklestirildi.

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, iç mekan

 

Görüntünün olası içeriği: 5 kişi, kalabalık ve iç mekan

 

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, kalabalık ve iç mekan

 

Görüntünün olası içeriği: 7 kişi, kalabalık

 

Başsağlığı 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, ayakta
Celalettin Sayhan Ilkokulunda üyemiz Cavit MİRİLİ vefat etmiştir. Başta ailesi, dostları olmak üzere tüm eğitim ve bilim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. 
Şube Yürütme Kurulu

Taziye adresi Mahfesığmaz Mahallesi, 79147. Sk. No:3, 01170 Çukurova/Adana

Katledilişinin 12. Yılında Hrant Dink’i Özlemle Anıyoruz! Faşizme İnat Buradayız Ahparig!

Katledilişinin 12. Yılında Hrant Dink’i Özlemle Anıyoruz! Faşizme İnat Buradayız Ahparig!

Tüm katliamlara, 1915’in büyük acılarına, sürgünlere, yıkımlara rağmen, halkların eşitliğine ve kardeşliğine inanan, eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesine hayatını adayan Hrant Dink, 12 yıl önce bugün katledildi, aramızdan alındı!

Hrant Dink, bir kaldırım kenarında değil, “yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talipli olan” herkesin sol yanında katledildi! “Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Hrant Dink’iz” diyerek bu katliamın, zulüm ve zorbalık düzeninin karşısına dikilen milyonlara rağmen, o kaldırımda 12 yıldır yerde duran bizatihi adaletin kendisi oldu!

Ancak bizler biliyoruz ki gerçek adalet er ya da geç tecelli edecek, halkların eşitliğini ve kardeşliğini, demokrasiyi, özgürlüğü bu topraklarda yeniden yeşertecek, muktedirleri yerinden edecektir!

Eğitim Sen olarak “Afedersiniz Ermeni!” nefretine, bu topraklara daha fazla kan ve gözyaşı eken egemenlere, “hukuktan, yargıdan çekinmeyin” talimatlarına, kısacası faşizme inat, bu karanlığı Hrant’a verdiğimiz sözümüzle bozacağız! Eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi bu topraklarda yeşerene kadar aradan yüz yıl da geçse “Buradayız ahparig” diyeceğiz! Hrant’ı unutturmaya çalışanlara inat, faşizme inat Türkiye’nin dört bir yanında sokaklarda, meydanlarda bu katliamı ve ardındakileri teşhir etmeye devam edeceğiz!

 

2018-2019 Eğitim ve Öğretim Yılı 1. Yarıyıl Değerlendirmesi

2018-2019 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı 18 Ocak 2019 tarihinde sona erecek, 920 bin 524’ü resmi eğitim okullarında, 200 bin 701’i de özel okullarda olmak üzere toplam 1 milyon 121 bin 225 öğretmen ve 18 milyona yakın öğrenci yarıyıl tatiline girecektir.
İkili öğretim, niteliksiz eğitim hizmeti, eğitimin özelleştirilmesi, kalabalık sınıflar, karma eğitim karşıtı uygulamalar, taşımalı eğitim, fiziki altyapısı yetersiz okullar, okullarda öğrenciler arasında ve öğretmenlere yönelik şiddetin sürmesi, öğrencilerin MEB eliyle dini cemaat ve vakıfların siyasal istismarına açık hale getirilmesi, mülakata dayalı sözleşmeli öğretmenlikte ısrar, ataması yapılmayan öğretmenler sorunu vb gibi çok sayıda sorun, 2018-2019 eğitim öğretim yılının ilk yarısında öne çıkan başlıklar olmuştur. Bu sorunlara ek olarak, 23 Ekim 2018 tarihinde ‘2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nin açıklanması ile beraber başlayan tartışmalar, önümüzdeki dönem yeni sorunlarımız olacağını da açığa çıkarmıştır. Öğretmenlik meslek kanunu ve okul yöneticiliğinin profesyonelleştirilmesine dönük gündemler 1. yarıyılın okullarda en önemli tartışma başlıklarını oluşturmuştur.
Siyasi iktidarın temsilcileri ve MEB bürokrasisi, yaptıkları açıklamalarda kullandıkları istatistiki veriler ve takip etmesi güç rakamlarla, eğitim alanında “işlerin iyi gittiği” algısını oluşturmaya çalışsa da alandaki gerçeklik farklıdır. 4+4+4 sonrasında zorunlu eğitim süresinin 12 yıla çıktığı iddia edilmesine rağmen, ortalama eğitim süresinin 7,5 yılda kalmış olması dikkat çekicidir. Türkiye’de her dört okuldan birinde ikili eğitim yapılmaktadır. MEB verilerine göre ikili eğitim yapılan okul oranı yüzde 25,71’dir. Yine MEB’in tespitlerine göre, spor salonu bulunan okul oranı sadece yüzde 13’tür ve okulların yüzde 87’sinde spor salonu yoktur. Kütüphanesi olmayan okul oranı yüzde 61; çok amaçlı salonu olmayan okulların oranı yüzde 62’dir.
Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakılırken, eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikalarında ısrar, 2018-2019 eğitim öğretim yılının ilk yarısında yapılan düzenlemeler ve fiili uygulamalarla sürdürülmüştür. Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar ve eğitim alanında hayata geçirilen ‘piyasacı’ ve ‘dini eğitim’ merkezli uygulamalar, başta öğrenciler olmak üzere, öğretmenler, eğitim emekçileri ve veliler olmak üzere, toplumun geniş kesimlerini etkilemiştir.
Eğitimde yaşanan ve yapısal hale gelen sorunlar her ne kadar görmezden gelinmeye çalışılsa da, eğitim sorunu halkın en temel gündemini oluşturmayı sürdürmektedir. Çocuklar eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamamakta, çocuk yaşta evlenmenin önüne geçen adımlar atılmamaktadır. Yoksul, emekçi ailelerin çocukları başta olmak üzere, kız çocukları, kırsal kesimde yaşayan çocuklar; eğitim hakkından eşit koşullarda ve parasız olarak yararlanamamaktadır. Bölgesel, cinsel, sınıfsal vb. eşitsizlikler, anadilinde eğitim gibi en temel sorunlar iktidarın çözmek bir yana daha da derinleştirdiği temel sorunlar olarak dikkat çekmektedir.
Bugün eğitim sistemimiz toplumsal cinsiyet eşitliğinden oldukça uzak ve giderek dinsel içerikler kazanan muhafazakâr egemen ideolojinin denetimi altındadır. Siyasi iktidar, tüm gücüyle eğitim sistemini kendi ideolojik-siyasal hedeflerine uygun olarak biçimlendirmektedir. Toplumsal yaşamın her alanında görülen cinsiyetçilik ve cinsiyetçi uygulamaların en yoğun görüldüğü alanların başında eğitim gelmektedir. Geçtiğimiz dönemde cinsiyetçilik ve cins ayrımcı uygulamaların okullarda etkili şekilde üretilmeye devam ettiği görülmüştür. Geleneksel cinsiyet rolleri aile, okul, hukuk, ahlak, din ve medya tarafından sistemli bir şekilde çocuklara aktarılmaya çalışılmaktadır. Toplumsal cinsiyet kalıplarını yıkmada önemli bir yere sahip olan eğitim sisteminin demokratikleşmesi ve cinsiyetçilikten arındırılması eğitim emekçilerinin öncelikli mücadele hedefi olmayı sürdürmektedir.
Eğitim programlarında ve ders kitaplarında ülkedeki etnik, dilsel, kültürel ve inanç çeşitlilik neredeyse hiç yansıtılmamaktadır. Eğitim sisteminde ve toplumsal yaşamda benimsenen tekçi anlayış, farklı inanç, kimlik ve mezhepleri yok saymayı ısrarla sürdürmektedir. Türkiye’nin laik, bilimsel eğitim konusunda olduğu gibi, anadilinde eğitim konusundaki olumsuz sicili aynen devam etmektedir.
Türkiye’de çocuk işçiliği kalıcı ve toplumsal bir sorun olmayı sürdürmektedir. 2018 yılının Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı ilan edilmesine karşın çocuk işçiliğini denetleme konusunda etkili bir politika yürütülmediği açıkça görülmektedir. Çocukların eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanması için hiçbir somut adım atılmazken, çocuk işçiler sorununun sürmesi, okullarda, cemaat yurtlarında ve kurslarda çocuklara yönelik cinsel istismar ve şiddetin artışını eğitim sisteminde yaşanan sorunlardan ayrı değerlendirmek mümkün değildir. Türkiye’de çeşitli nedenlerle eğitime erişimde, kız çocukları, mülteci çocuklar, anadili Türkçe olmayan çocuklar, LGBTİ+’lar, engelli çocuklar ve geçici koruma altındaki çocukların dezavantajları günden güne artarak devam etmektedir.
Türkiye’de milyonlarca çocuk ve gencin eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanmasını engelleyen, eğitimi kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda alt-üst etmek için yıllardır çalışanların ülkeyi ve eğitim sistemini getirdiği nokta içler acısıdır.

Raporun tamamını görmek için tıklayınız

"Mesleki ve Teknik Eğitimde Öğretmenlerin Sorunları ve Çözüm Önerileri" 12 Ocak 2019 Cumartesi Saat:14.00'de Şube binamızda gerçekleştireceğimiz toplantıya Meslek liselerinde görev yapan meslek dersi öğretmeni arkadaşlarımızın katılımını bekliyoruz.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, yazı

Yaşamın Her Alanında Eşitlik Haktır, Vazgeçmeyeceğiz!

Bir ülkenin eğitim politikaları, o ülkede bireylerin hangi değerler üzerinden biçimlendirilmesi isteniyorsa, o şekilde oluşturulur. Ülkemiz tarihinde eğitim politikaları her dönem laik, bilimsel, demokratik ve anadilinde eğitim anlayışından uzak yapılandırılmıştır. Siyasi iktidar da uyguladığı politikalarla eğitimi herkesin erişebileceği, hoşgörülü, sorgulayan, eleştiren bireylerin yetişmesini sağlayan mekanizma olmaktan fazlaca uzaklaştırmıştır. Bugün eğitim sistemimiz toplumsal cinsiyet eşitliğinden oldukça uzak ve giderek dinsel içerikler kazanan muhafazakâr egemen ideolojinin denetimi altındadır. Siyasi iktidar, tüm gücüyle eğitim sistemini kendi ideolojik-siyasal hedeflerine uygun olarak biçimlendirmektedir.

Yaşamın Her Alanında Eşitlik Haktır, Vazgeçmeyeceğiz!

“Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü tarafından koordine edilen ve British Council liderliğindeki Konsorsiyum tarafından teknik destek verilen  “Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi” (ETCEP) “Yeniden yazmaya var mısın?”sloganıyla yola çıkmıştır. Avrupa Birliği ve Türkiye tarafından finanse edilen proje, okullardaki kız ve erkek çocuklar arasında toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesini yaygınlaştırmayı ve eğitim sisteminde eşitliğe ve toplumsal cinsiyete duyarlı yaklaşımın benimsenmesine katkıda bulunmayı amaçlamıştır.

2014 yılında başlatılan “Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi”, MEB tarafından 162 pilot okulda yürütülmüş ve tamamlanmıştır. MEB, son dönemde yaptığı ender olumlu işlerden olan bu projeyi bile yeteri kadar sahiplenme cesareti gösterememiştir. Görülen o ki toplumsal cinsiyet eşitliğinden vazgeçilmiştir.

“İslam’a göre cinsiyet ayrımı vardır. Allah erkeği erkek, kadını da kadın olarak yaratmıştır”, “Özümüzde cinsiyet eşitliği yok’’, ‘’Erkek kadını muhafaza edecek şekilde yaratılmıştır. Bunu görmemek için kör olmak gerekir.’’ gibi ne akla ne de bilime sığmayan eleştiriler karşısında MEB, ‘’Bakanlığımız gündeminde bu alanda devam etmekte olan bir proje yoktur.’’ demiştir.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği günden güne derinleşirken, bu eşitsizliği önlemesi gereken iktidar, MEB’den okul müdürlerine, rektörlere, ders kitaplarına hatta medyaya kadar yapılan cinsiyetçi açıklama ve uygulamalar ile toplumsal sorunun derinleşmesinde pay sahibidir. Çocuk istismarlarında, kadına yönelik şiddette ve bu tür cinsiyetçi açıklamalara sus pus olanlar, söz konusu kadınlar olunca her türlü müdahaleyi kendilerine hak görmektedir.

Farklılıklarımızı görmezden gelerek atılan her adımın daha fazla ayrımcılığa neden olduğu bilinen bir gerçektir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılması; cinsiyetçilikten arındırılmış öğretim programları, materyaller, öğretmen davranışları, sınıflar ve okullarla mümkündür.

MEB aşağıda sıralanan sorulara vereceği yanıtlarla yaşanan sorunlara önümüzdeki dönem yanıt üretip üretmeyeceğini ortaya koyacaktır:

  1. Türkiye’nin taraf olduğu Çocuk Hakları Sözleşmesi, Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi ve İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere uluslararası sözleşmelere uyuluyor mu?
  2. Eğitim sistemi dini kurallara göre mi yoksa bilimsel gerçekleri referans alarak ve çocukların üstün yararını gözeterek mi düzenleniyor?
  3. Türkiye’deki okullaşma oranlarına bakıldığında kız ve erkek çocukları arasındaki fark toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yansıtmakta mıdır?
  4. Ensar, Aladağ, Pozantı, Adıyaman’ da yaşananlar, MEB’in sorumluluklarını cemaatlere teslim ettiğinin göstergesi değil midir?
  5. Müfredata hâkim olan cinsiyetçi yaklaşımlar, kadını yok sayan, çocuk istismarını meşru gösteren ders içerikleri özellikle örtük öğrenme yoluyla kız çocuklarına itaat etme, istismarı normalleştirme ve cinsiyetçi bir nesil oluşturma çabası değil midir?
  6. Eğitim kurumlarında yaşanan istismar, taciz ve şiddeti sadece izleyecek misiniz?
  7. Laik, demokratik, bilimsel ve anadilinde eğitimle bağdaşmayan, pedagojik olmayan, cinsiyetçi ve ayrımcı her uygulamanın ve söylemin karşısında olacak mısınız?

Bilinmelidir ki; Eğitim Sen olarak toplumun bütün bireylerinin, temel insan hakları ve özgürlükleri doğrultusunda, herkesin kendi anadilinde, cins ayrımcı olmayan, eşit demokratik, laik, bilimsel, parasız ve kamusal nitelikli eğitim görmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Sorgulayan, itaat etmeyen, haksızlığın karşısında duran, cinsiyet eşitliğini savunan bireyler yetiştirmeye devam edeceğiz.