Tarihe Göre Filtrelenen Öğeler Şubat 2018

21 Şubat Dünya Anadili Günü Kutlu Olsun!
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Genel Kurulu, 1999 yılında aldığı bir kararla 21 Şubat gününü, “Uluslararası Anadili Günü” olarak kabul etmiş ve ilk kez 2000 yılında, dünya çapında kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemek amacıyla “Dünya Anadili Günü” kutlanmaya başlamıştır.

Görüntünün olası içeriği: yazı

UNESCO verilerine göre dünya üzerinde 2 bin 500 dil yok olma tehlikesiyle karşı karşıyayken, Türkiye’de tehlikede olan anadili sayısı 18’i bulmaktadır. UNESCO tarafından yüz yıl içinde bir dili konuşacak çocuk kalmayacak durumda ise o dil tehlikede, bir dili konuşan hiç çocuk kalmamışsa o dil ölü kabul edilmektedir.

Etnik ve ulus düzeyinde toplulukların bütün ilişki ve etkinliklerinde kullandıkları ve anlaştıkları dil, o topluluğun anadilidir. Daha geniş bir tanımla, bir insanın hiçbir eğitime tabi tutulmaksızın ailesi, çevresi ve toplumu aracılığı ile öğrendiği dil, anadili olarak tanımlanmaktadır.

Bireylerin anadilleri dışında sonradan öğrenilen ikinci, üçüncü diller o dillerle iletişim kurmayı sağlasa bile, asla insanın kendi anadili gibi olamamaktadır. Bundan dolayı Çocuk Hakları Sözleşmesinde de açıkça belirtildiği gibi bireyin anadilinde eğitim alması en temel insan haklarından birisi olduğu kadar, bireylerin kendi anadillerinde eğitim almasının engellenmesi de en büyük insan hakkı ihlallerinden birisi olarak kabul edilmektedir.

Tarih boyunca sayısız uygarlığa beşiklik etmiş, diller ve kültürler zengini Anadolu ve Mezopotamya toprakları yıllardır uygulanan ‘tekçi’ politikalar sonucunda resmen bir çöle dönmüş durumdadır. Diller, kültürler, inançlar karşısında yıllardır süregelen yasakçı zihniyet, bugün AKP iktidarı tarafından devam ettirilmektedir. 12 Eylül zihniyetinden gelen “Türk-İslam Sentezci” politikalar, bu topraklarda yaşayan halkların tarihi, kültür, dil ve inanç farklılığını yok saymaktadır.

Tarih boyunca egemen sınıflar, bu anlamda bir toplumsal değişim ve ilerlemeyi engelleyebilmek için dünyanın birçok yerinde öncelikle eğitim konusuna el atmış, kültürel zenginlikleri talan etmiş, “resmi dil”in dışında kalan dillerle eğitimi yasaklayarak, farklı dil ve kültürlere yönelik asimilasyon politikalarını hayata geçirmiştir. Bunun altında yatan amaç ise ekonomik sömürü ve ulusal baskının gizlenmesi ve süreklileştirilmesidir.

Anadilin kullanımının engellenmesi ilgili toplumun bütün bireylerini değişik boyutta etkilese de, tartışmasız en fazla çevresi ile iletişimini anadili ile sağlayan çocukları etkilemektedir. Bu yıl dünya çapında 18. kez kutlanan Dünya Anadili Gününü, ülkemizde anadili Türkçeden farklı (Kürtçe, Arapça, Lazca, Hemşince, Çerkezce vb) olan milyonlarca çocuğun kendi anadillerinden koparılmadığı bir ortamda öğrenmeleri en temel haklarıdır.

Eğitim biliminin temel ilkesini oluşturan “Anadilinde eğitim” taleplerinin her dönem ırkçı-şoven duygu ve tepkilerle karşılandığı bir ortamda, Türkçe dışındaki anadillerinin varlığına ve öğrenilmesine karşı çıkmak, bir yönüyle eğitim biliminin en temel ilkesine karşı çıkmak anlamına gelmektedir. Anadilinin önemi ve gerekliliğinin yanı sıra, sosyal, toplumsal, pedagojik ve insanı boyutu yeterince tartışılmadığı ve bilince çıkmadığı sürece Dünya Anadili Günü’nün anlamını ve önemini anlamak mümkün olmayacaktır.

Türkiye dünyada çocuklarına bayram armağan eden tek ülke olmakla övünürken, milyonlarca çocuğun kendi anadili ile eğitim görmesine “ülke bölünür” paranoyası ile yaklaşacak kadar “çağ dışı” düşünceler ileri sürülebilmekte ve anadilinde eğitim talepleri “suç” olarak kabul edilmektedir.

Eğitim Sen, eğitim-öğretim alanında örgütlü bir sendika olmanın doğal bir sonucu olarak anadilinde eğitimi savunduğu için 2004 yılında kapatılma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye’yi Eğitim hakkında vermiş olduğu “kapatma kararı” nedeniyle mahkum etmiş ve sendikamızın haklı mücadelesi AİHM tarafından da onaylanmıştır. Eğitim biliminin en temel ilkesi olan anadilinde eğitimi savunmanın bizler açısından soruşturma, sürgün, baskı ve tehdit nedeni sayılmış olması düşündürücüdür.

Dünya Anadili Gününde milyonlarca çocuk anadilini kullanamadığı, anadilinde eğitim göremediği için mağduriyet yaşamayı sürdürmektedir. Bilimsel, laik ve demokratik eğitimin ayrılmaz bir parçası olan farklı anadiller üzerindeki sınırlamalara son verilmeli, her bireyin kendi anadilini öğrenmesi ve eğitim almasının önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır.

Eğitim Sen olarak, tüm dünya ve Türkiye halklarının 21 Şubat Dünya Anadili Günü’nü kutluyor, faklı anadili ve kültürlerin özgürce yaşaması ve gelişmesinin önündeki bütün yasal ve fiili engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.

Ahmet Sapmaz Ortaokulunda öğretmen arkadaşa yapılan bıçaklı saldırıyı protesto etmek için Okul önünde Eğitim Sen Türk Eğitim Sen Eğitim iş ortak basın açıklaması gerçekleştirdik.

BASINA VE KAMUOYUNA
9 Şubat 2018 Cuma günü Adana'nın Seyhan ilçesinde Ahmet Sapmaz Ortaokulu'nda Görsel Sanatlar öğret men, olarak görev yapan ayn, zaman da okulda sendika temsilcimiz olan Yıldırım DURUR öğretmenimiz veli tarafından bıçaklı, saldırıya uğramıştır. Yıldırım öğretmenimiz kaldırıldığı, hastanede iki

Görüntünün olası içeriği: 12 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava

Olayı haber aldığımız andan itibaren sendika yönetimi olarak okula intikal ettik; okuldaki tüm öğretmen arkadaşların büyük bir dayanışma içerisinde öğretmenimize karşı yapılan saldırıya ortak tavır geliştirdiklerini gördük; soruşturma kapsamında alınan ifadelerin, tutanakların ve öğretmenimizin sağlık durumunun takipçisi olduk. Yıldırım Öğretmenimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, çirkin saldırıyı şiddetle kınıyoruz.
AKP iktidarının, öğretmenleri itibarsızlaştırma politikalarının bir sonucu olarak ne yazık ki eğitimcilere yönelik şiddet eylemleri son yıllarda giderek artmaktadır. Bugüne kadar okullarda yeterli güvenlik önlemleri almadığı gibi öğretmenlere uygulanan şiddete seyirci kalan Milli Eğitim Bakanlığı, her fırsatta öğretmeni değersizleştiren ve hedef gösteren uygulama ve açıklamalar yapmakta, bu tür şiddet olayları karşısında kayıtsız kalmakta, öğretmenlerimizin ve çocuklarımızın can güvenliğini sağlayamamaktadır. Ne yazık ki bilim yuvası olması gereken okullarımız, hem eğitim çalışanları hem de öğrencilerimiz için güvenli alanlar olmaktan çıkmıştır.
Öğretmenlerin çalışma huzurunun bozulmasına, mağduriyetine neden oluşturan ve bir baskı aracı olan Alo 147 hattının, BİMER'in hizmete girmesiyle öğretmene yönelik şiddetin ve baskının arttığı gözlenmektedir. Milli Eğitim Bakanlığının "Üç ay yatıyorlar", Eminönü Cami avlusunda bekleyen güvercinler", "Sizin yarı fiyatınıza çalıştıracaklarımız var." Söylemleri itibarsızlaştırma politikasının somut gerçekleridir.
ARTIK YETER, BU SON OLSUN!
Şiddet konusunda gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılmaz ise, bundan sonra yaşanabilecek şiddet vakalarının sorumlusu olarak bu tedbirleri almayan Milli Eğitim Bakanlığını göreceğiz!
Milli Eğitim Bakanlığı'na hatırlatıyoruz, eğitim çalışanlarının ve öğrencilerin güvenliğini sağlamak sizin oturduğunuz makamların asli görevlerindendir. Yaşanan bu şiddet olaylarının kendi yanlış politikalarının sonucu olduğunu görmeyen, bu utanç olayları münferit sayan, kendi sorumluluğundaki kamu görevlilerinin ve öğrencilerin güvenliğini sağlamaktan aciz bir Bakanlık, hükümsüz olacaktır!

Öğretmene uygulanan şiddet olayları vuku bulduğunda, sorumluluk makamlarını işgal edenlerin de kınama mesajlarını tabii ki olumlu buluyoruz. Ancak, yetki sahibi olanların, sadece kınamakla yetinmesini bir zafiyet olarak gördüğümüzü ve kendilerinden daha somut adımlar atmalarını da beklediğimizin bilinmesini istiyoruz. Bu kapsamda il Milli Eğitim Müdürlüğü, Adana Valiliği ile İl Emniyet Müdürlüğü'nün bu olay ile ilgili incelemesi sonrasında şahıs ya da şahıslar hakkında en ağır şekilde cezalandırılması için gerekli iş ve işlemleri yapmasını talep ediyoruz, Eğitim-iş Adana 1 No'lu Şube olarak bu olayın takipçisi olacağımızı bildiriyoruz.
Yaşanan bu çirkin olaya başından itibaren tepki koyan, bizlerle ortak bir tavır geliştiren Adana Eğitim-İş 2 No'lu Şubemize, Türk Eğitim-Sen Adana Şubelerine, Eğitim-Sen Adana Şubesine, Ahmet Sapmaz Ortaokulu öğretmenlerine, siz değerli basın emekçilerine göstermiş olduğunuz bu dayanışma ve duyarlılıktan ötürü teşekkür ederiz.

Görüntünün olası içeriği: yazı

Eğitim Sen Üyesi Rehber Öğretmenler Nöbet Tutmayacak…

Meslek ilkelerine aykırı, angarya çalışmayı dayatan Rehberlik Yönetmeliğine karşı Eğitim Sen üyesi rehber öğretmenler nöbet tutmayacak…

Merkez Yürütme Kurulumuzun 17/11/2017 tarih ve 79 sayılı kararı ektedir. Sendikamız üyesi rehber öğretmenler ekteki karar doğrultusunda 20/11/2017 Pazartesi tarihinden itibaren Rehber Öğretmenlerin mesleki ilke ve özelliklerine aykırı yönetmeliğin düzeltilmesi talebiyle nöbet tutmayacaklardır.

Kararı Görmek İçin Tıklayınız

Savunma

……………………………………………………………………Lisesi/Okulu Müdürlüğüne
………………..
10 Kasım 2017 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “ Milli Eğitim Bakanlığı Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin ,Rehber Öğretmenlerin Görevleri” başlıklı 34. Maddesinin ff. bendi, Sınavlarda görev alabilir; belleticilik ve nöbet görevi yapar, şeklinde düzenlenmiştir. Psikolojik danışmanlık ve Rehberlik mesleğinin özelliklerine, ilkelerine ve öğrencilere vermekte olduğum hizmetin gerekliliklerine aykırı olarak düzenlenen bu maddenin uygulanması sonucunda eğitim ortamında olumsuz sonuçların oluşması kaçınılmaz olacaktır. Ayrıca üyesi olduğum sendikam EĞİTİM SEN (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası) tarafından 17 Kasım 2017 tarihinde alınan 79 Nolu karar (Ek. 1), üye rehber öğretmenlerin anılan nedenlerden dolayı nöbet tutmaması yönündedir. Bu nedenle:
1.Tarafıma nöbet görevi verilmemesi,
2.Tarafıma nöbet görevi verilir ise , dilekçeyi verdiğim tarihten itibaren sendikam Eğitim Sen’in almış olduğu karar gereğince nöbet görevini yerine getirmeyeceğimden gerekli önlemlerin müdürlüğünüzce alınması hususlarını gereği için bilgilerinize arz ederim.

Tarih
Adı, Soyadı
İmza
Ek.1. EĞİTİM SEN Merkez Yürütme Kurulunun 17.11.2017 tarih ,79 Nolu kararı

 

Aladağ’da Yanan Canlar Adalet Bekliyor

Adana’nın Aladağ ilçesinde Süleymancılar cemaatine ait kız öğrenci yurdunda 29 Kasım 2016 tarihinde çıkan yangında 11’i çocuk olmak üzere 12 kişinin yanarak yaşamını yitirmesi ile ilgili açılan davada tutuklu 4 sanık tahliye edildi. Mahkeme heyetinin değişmesiyle Kozan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen ara karar, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazılan talimata istinaden düzenlenen 22.01.2018 tarihli bilirkişi raporuna dayandırıldı.

 

26 Şubat tarihinde yapılacak olan duruşmayı bile beklemeden tutuklu 4 sanığı bilirkişi raporuna dayandırılan bir ara kararla tahliye etmek kabul edilebilir bir durum değildir. Kaybettiğimiz canların acısı hala içimizdeyken; hala denetimsiz yurtlarda canlarımızı kaybetmeye, istismar edilen, tacize maruz kalan küçücük bedenler çaresizlik içerisinde beklemeye devam ederken verilen bu kararın vicdanları yaraladığının bilinmesi gerekir.

 

Sosyal bir devletin yapması gereken; görev ve sorumluluklarını tarikatlara ve cemaatlere devretmenin yarattığı olumsuz sonuçlara her geçen gün yenilerini eklemek değildir. Ayrıca sorumluluk makamında olanların da yaşanan sorunları çözmek yerine sorun yokmuş gibi davranması kabul edilebilir bir durum hiç değildir.

 

Öğrencilerin sağlıklı ortamlarda, güvenilir şekilde barınması devletin asli görevidir. Yapılması gereken bu denetimsiz yurtların kapatılarak; sağlıklı,  güvenilir ve yeteri kadar kamusal yurt açmak, böylece öğrencilerimizi tarikat ve cemaatlere mahkum etmeden kamuya ait yurtlarda barınmasını sağlamaktır.

 

Aladağ başta olmak üzere yurtlarda yaşanan tüm sorunların takipçisi olacağız.  Acılı ailelerin ve mağdur öğrencilerin yanında olmaya da devam edeceğiz.10.02.2018

 

Cemil ÖZEN

Eğitim Sen Adana Şube Sekreteri

KESK Merkez Yürütme Kurulu Üyemiz Elif ÇUHADAR Derhal Serbest Bırakılmalıdır!

Toplumsal muhalefeti susturma ve etkisizleştirme operasyonları tüm hızıyla devam ediyor. Bu operasyonların içine bir şekilde konfederasyonumuz ve bağlı sendikalarımızın yönetici ya da üyelerinin dahil edilmesine özellikle dikkat edildiği anlaşılıyor! Niyet bu olunca gerekçe bulmak tali bir konu oluyor!

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, yazı

06 Şubat 2018 de KESK Merkez Yürütme Kurulu üyemiz Elif ÇUHADAR evine yapılan baskınla gözaltına alınmıştır. Edindiğimiz bilgilere göre 2014 yılında İzmir’de yapılan bir panele katılması gerekçe gösterilmektedir. Elif Çuhadar’ın İzmir’e götürüleceği söylenmektedir.

TTB yöneticilerinin denetimli serbestlikle serbest bırakılmalarının hemen ertesi günü bu operasyonun yapılması ve Konfederasyonumuzun hedef alınması tesadüf olmayıp aksine sistematik saldırıların devamı niteliğindedir.

Emek ve barış mücadelesi yürütenlere yönelik gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklama operasyonları sindirme ve kriminalize etme amaçlıdır.

OHAL’in kendisi anayasal düzeni korumaya yönelik olmasına rağmen AKP OHAL’i anayasal hakları ortadan kaldırmak için kullanmaktadır. OHAL, iktidara istediğini yapma ve siyasal hedeflerine uygun zemin yaratma keyfiyeti veren bir araca dönüştürülmüştür.

2014 yılında izin verilen, tamamen düşünce ve ifade özgürlüğü, barışçıl gösteri ve toplanma hakkı kapsamında yapılan bir etkinliğin gerekçe gösterilerek Yürütme Kurulu üyemizin sabah evinin basılarak gözaltına alınması OHAL’in kullanılma amacını bir kez daha gözler önüne sermiştir. OHAL, AKP’nin elinde bir yargı sopasına dönüşmüş, umarsızca ve pervasızca savrulmaktadır.

AKP’nin ne OHAL sopası, ne de diğer faşizan politikaları bizleri emek, demokrasi ve barış mücadelesinden alıkoyamaz. Sendikal hak ve özgürlükler, işçi sınıfının, ezilenlerin yüzyıllık kazanımlarıdır. OHAL gerekçesiyle askıya alınmalarını, ortadan kaldırılmalarını kabul etmedik, etmeyeceğiz.

Gözaltı ve toplu tutuklama furyasını şiddetle kınıyoruz. Merkez Yürütme Kurulu üyemiz Elif Çuhadar derhal serbest bırakılmalı, hukuk tanımaz saldırılara son verilmelidir.

KESK Adana Şubeler Platformu Adına
Muzaffer YÜKSEL
SES Adana Şube Başkanı

Seçmeli Dersler

Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 11. Maddesinin 2. Bendine göre ders seçimi:”…okulun imkanlarına bağlı olarak veli, sınıf rehber öğretmeni ve rehberlik öğretmeninin bilgisi dahilinde öğrenci tarafından ikinci dönemin ilk haftasında yapılır ve e-okul sistemine işlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 2017-2018 Öğretim Yılı ikinci yarıyılının 5 Şubat 2018 tarihinde başlayacağı göz önüne alındığında Ortaöğretim Kurumlarında ders seçimlerinin 5-9 Şubat 2018 tarihleri arasında yapılacağı görülmektedir. Okul idarelerinin, çeşitli cemaat ve vakıfların ders seçimlerini etkilemek ve özellikle öğrencileri dini içerikli derslere yöneltmek için çeşitli faaliyetler yürüttükleri kamuoyunun bilgisi dahilindedir. Özellikle okul idarelerinin ders seçimi konusunda yetkilerini söz konusu derslerin seçimi için, çoğu zamanda mevzuatın kendilerine tanıdığı sınırları aşarak, kullandıkları açıktır.

Temsilcilerimizin, ders seçimlerinin öğrenciler tarafından ilgi, istek ve gereksinimleri doğrultusunda özgürce  ve yönetmelik maddesine göre yapılması için, üyelerimizin konunun takipçisi olması önemlidir. Yaşanacak olumsuz örneklerin takip edilerek, gerekli girişimlerin yapılması ve bu hususların şubemiz ile paylaşılması kamuoyunun konu ile ilgili sağlıklı bilgilendirilmesi açısından anlamlı olacaktır.  

Şube Yürütme Kurulu