Tarihe Göre Filtrelenen Öğeler Ocak 2017

MEB'in hazırlamış olduğu Taslak Müfredat ile ilgili üyemiz Prof. Dr. Adnan GÜMÜŞ'ün hazırlamış olduğu müfredata ilişkin değerlendirme formunu doldurup This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.  adresine ulaştırmanız rica olunur.

 

DEĞERLENDİRME FORMU İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

 

Katledilişinin 24. Yılında UĞUR MUMCU’yu Saygıyla Anıyoruz!
24 Ocak 1993’te, karanlık güçler tarafından arabasına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu vahşice katledilen gazeteci yazar Uğur Mumcu’nun ölümünün üzerinden 24 yıl geçti.


Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gözlük


Türkiye’de ülkesini ve halkını aydınlatmaktan başka bir kaygısı olmayan basın emekçileri, gazeteci, bilim insanı ve aydınlar, tıpkı 15 Temmuz sonrasında olduğu gibi her dönem hedef olarak gösterilmiş, kimi zaman tutuklanarak hapse atılmış, kimi zaman da göz göre göre gelen siyasi cinayetler, suikastlar sonucunda katledilmiştir.

Bir ülkenin gazetecilerini, yazarlarını, akademisyenlerini, aydınları tehdit olarak görmesi, bununla yetinmeyip açık açık hakaret ederek tehdit etmesi, düşüncelerini özgürce ifade edenleri, barıştan yana tutum alanları hukuksuz kararlarla ihraç etmesi, tutuklayıp cezaevine doldurması Türkiye açısından utanç verici bir durumdur.

Türkiye’nin Musa Anter, Uğur Mumcu, Metin Göktepe ve Hrant Dink gibi gazetecilerin öldürüldüğü bir ülke olma utancı kara bir leke olarak ortada dururken, bu utanca dünyada en fazla tutuklu gazetecinin olduğu ülke olma ayıbı eklenmiştir. Türkiye’nin gazeteciler, özgür basın emekçileri ve bilimin ve barışın yanında saf tutan akademisyenler açısından nefes alınamaz hale getirilmiş olması düşündürücüdür.

Dün cinayetlerle susturulmaya çalışılan gazetecilerin, aydınların ve bilim insanlarımızın bugün baskı, tehdit, işten atmalar ile karşı karşıya bırakılması, halkın gerçek ve doğru haberleri alma özgürlüğü üzerindeki yasakçı ve baskıcı zihniyetin yıllar içinde hiç değişmediğini göstermektedir.

Eğitim Sen olarak, karanlık güçlere karşı eşit, özgür, demokratik bir Türkiye için mücadele eden, bu yolda canını veren Uğur Mumcu’yu ve ilkelerinden taviz vermedikleri için öldürülen bütün basın emekçileri, bilim insanları ve aydınlarımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz.

ONURLU MÜCADELEMİZLE 22.Yıl
15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası birçok kamu kurum ve kuruluşundan 100 bini aşkın kamu personeli hukuksuz bir şekilde, ne ile suçlandığını bilmeden ve kendisini savunma hakkı bile tanınmadan ihraç edildi. İktidarın darbe fırsatçılığı yaptığı bu dönemde toplam 872 üyemiz ihraç edilirken, 10 bin 440 Eğitim Sen üyesi sendikal eylemler ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek açığa alındı.
İhraç edilen üyelerimiz ile ilgili hukuki hazırlıklar tamamlanıp gerekli davalar açıldı. Asılsız iftiralar ve yalan haberler üzerinden açığa alınan üyelerimizle ilgili olarak yaptığımız girişimler, ülke içinde ve dışında yürüttüğümüz kampanyalar, eylemler, yürüyüş ve basın açıklamaları sonucunda 8 Eylül'de açığa alınan 11 bin 285 öğretmenden, Eğitim Sen üyesi olan 10 bin 395'si görevlerine iade edilirken, sadece 12 üyemiz halen açıkta bulunuyor. Sendikal eylemler ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle açıkta olan sınırlı sayıda Eğitim Sen üyesinin ise görevlerine iade edilmesi için girişimlerimiz sürüyor.
OHAL KHK'ları ile hiçbir soruşturma ya da delil aranmaksızın hukuksuz bir şekilde ihraç edilen ya da açığa alınan on binlerce kamu personelinin üye olduğu sendikalar, en çok ihtiyaçları olduğu dönemde üyelerine sırtlarını dönerken, Eğitim Sen, sadece kendi üyeleri için değil, haksızlığa uğrayan tüm kamu emekçilerinin sesi ve umudu olmayı sürdürüyor.

Görüntünün olası içeriği: 11 kişi, ayakta duran insanlar ve açık hava
Birlikten, dayanışmadan, örgütlü tutum ve mücadelemizden hiçbir zaman vazgeçmedik, haksızlığa ve hukuksuzluğa hiçbir zaman boyun eğmedik. Halen açıkta olan az sayıda üyemiz ve ihraç edilen tüm üyelerimiz görevlerine dönene kadar Örgütlü mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğimiz bilinmelidir.
EĞİTİM SEN, haksız ve hukuksuz uygulamalar karşısında susmadı, emeğin hakları ve İnsanca yaşam için direnerek, eğitim ve bilim emekçilerinin tek gerçek mücadele örgütü olduğunu bir kez daha gösterdi.
OHAL hukukuna dayanarak çıkarılan KHK'lar ile adalet kavramının içi boşaltılıp, hukukun en temel ilkelerini ayaklar altına alındı. Darbe fırsatçılığı yaparak, tamamen siyasi tasarruflarla ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine dönene kadar DURMAK YOK, MÜCADELEYE DEVAM!

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar, kalabalık ve açık hava
Türkiye'den sadece Eğitim Sen'in üye olarak kabul edildiği 35 milyon üyeli Eğitim Enternasyonali (El) ve Eğitim Enternasyonali Avrupa Bölge Örgütü ETUCE'ye kamuda yaşanan hukuksuz ihraçlar ve açığa almalarla ilgili ayrıntılı bilgilendirmeler yapıldı. Sendikal mücadelemiz El ve ETUCE tarafından hükümete yollanan protesto mektuplarıyla desteklendi.
Kamuda yaşanan haksız ihraçlar ve açığa almalar sürecinde genel merkezimize çeşitli ülkelerin sendikalarının temsilcileri tarafından destek ziyaretleri gerçekleştirilmiş olup, ziyaretlerde darbe girişimi ve sonrasında eğitimde yaşanan hukuk dışı adımlar ve gelişmelerle ilgili bilgilendirmeler yapılmıştır.

BİRLİK, DAYANIŞMA VE MÜCADELEDE 22 YIL!
Eğitim ve bilim emekçilerinin gür sesi, kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitimin Türkiye'deki tek temsilcisi olan Eğitim Sen olarak 22. mücadele yılımızı kutluyoruz.
Eğitim Sen'in tarihi, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS), Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (TÖB-DER), Eğit-Der, Eğitim-İş, Eğit-Sen, öğretim Elemanları Sendikası (ÖES) sürecinden aldığı gelenek üzerinden inşa edildi.
23 Ocak 1995'te kurulan, ancak kökleri 1900'lü yılların başına kadar uzanan örgütlenme ve mücadele tarihimiz boyunca her alanda İnsanca yaşam, güvenli gelecek ve demokratik Türkiye mücadelesi verdik.
Eğitim ve bilim emekçilerinin gerçek anlamda birlik, dayanışma ve mücadele örgütü olarak, eğitimi ve toplumsal yaşamı kendi siyasal çıkarları ve hedefleri doğrultusunda şekillendirmek İsteyenlerin karşısında durarak, fiili-meşru mücadele anlayışıyla okullarda, üniversitelerde, yükseköğretimin diğer alanlarında ve eğitim kurumlarında emekle ve mücadeleyle işyerlerinde yürüttüğümüz fiili-meşru mücadele ile kuruldu.
Eğitim Sen, ülkemizde yaşanan her türlü haksızlık ve hukuksuzluğa karşı adaletin, karanlığa karşı aydınlığın, yasaklara karşı demokrasinin, cinsiyet ayrımcılığına karşı kadınların, emperyalizme karşı özgürlük ve bağımsızlığın, savaşa ve şiddete karşı her zaman barışın savunucusu oldu.
Mücadele tarihimiz boyunca iktidarların her türlü baskı, sürgün ve soruşturmalarına, özellikle 15 Temmuz sonrasında gerçekleşen hukuksuz İhraçlar ve açığa almalara, örgütlü mücadelemizi hedef alan her türlü iftira ve yalan propagandaya rağmen "Birlikte Güçlüyüz, Eğitim Sende örgütlüyüz! Şiarıyla, değerlerimizden ve mücadeleci kimliğimizden ödün vermeden geleceğe yürüyoruz!
100 yılı aşan mücadele geleneğinin Türkiye'deki tek gerçek temsilcisi olarak, geçmişten bugüne taşıdığımız değerleri geleceğe taşıyacağımıza söz veriyoruz.23.01.2017
Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!
Yaşasın Eğitim Sen

 

Şube Yürütme Kurulu Adına
Ahmet KARAGÖZ
Şube Başkanı

Eğitime Yönelik Saldırı ve Tehditlerin Gölgesinde

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar, yürüyen insanlar, kalabalık ve açık hava

 

2016-2017 Eğitim-Öğretim Yılı I. Yarıyıl Değerlendirmesi
Darbe, OHAL, KHK’lerle 2016- 2017 Eğitim Öğretim Yılına başladık. İlimizde 1 bin 642 okulda 13 bin 634 derslikte, 23 bin746 öğretmenimiz bugün 473 bin 650 öğrencimize karne vererek 2016- 2017 eğitim öğretim yılının 1. yarıyılını tamamlıyor. İlimizde Eğitim Sen üye ve yöneticisi olan ancak açığa alınan ve ihraç edilen 23 arkadaşımız OHAL ve KHK’ler nedeniyle öğrenci ve velileriyle yıllardır yaşadıkları ve yaşattıkları karne sevincini bu yıl yaşayamadılar. Öğrencilerine karne vermeleri engellenen öğretmenlerimizin hükümete hazırladıkları karneleri basın ve kamuoyu ile paylaşıyoruz.
Son dönemde ilimiz İl Milli Eğitim Müdürlüğünde yaşanan skandal niteliğindeki bazı olayları paylaşmak istiyoruz;
 Çukurova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde görevli ve yolsuzluğa bulaşmış birçok yetkiliye önce zimmet çıkarıldı, ardından aynı kişiler İl Milli Eğitim Müdürlüğünce taltif edilerek önemli görevlere getirildiler.
 Okullara dağıtılan ders kitaplarının dağıtımı ile ilgili yapılan yolsuzlukların hesabı sorulmayarak üzerine sünger çekilmiştir.
 İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı personele karşı yapılan tüm değerlendirmeler liyakat göre değil, sendikal ve siyasi kimlikler referans alınarak yapılmıştır.
 Eğitim Bir Sen üyesi olanlar Okul Müdürü ve Müdür yardımcısı yapılarak okullardaki yönetim kadroları tek tipleştirilmiştir. 
 Muhalif sendika üye ve yöneticilerine yönelik değerlendirmelerde yasa-yönetmelikler değil; AKP İl ve İlçe teşkilatlarının talimatları emir kabul edip, iş ve işlemler alınan talimatlar çerçevesinde yapılmıştır. 
 Okullarda okul müdürleri aracılığıyla yapılan yolsuzluk ve hukuksuzlukları öğretmenler odasında gündeme getiren üyelerimiz sürgün edilerek, yolsuzluklar İl Milli Eğitim Müdürlüğünüzce onaylanmıştır.
 İsmail Hazar İlkokulu Rehber Öğretmenimiz Aziz ELHASOĞLU okulda her ay yaklaşık olarak bin öğrenciye 3 TL’den dışarıdan satın alınan deneme sınavına itiraz ettiği ve okul müdürünün okuldaki ticaretine hayır dediği için Orhan Çobanoğlu İlkokuluna sürgün edilmiştir,

Görüntünün olası içeriği: 11 kişi, ayakta duran insanlar
 Abbas-Sıdıka Çalık Anadolu Lisesinde üyemiz Taylan Özgür CİHANGİR ise öğrenciler arasındaki çıkan tartışmaya taraf olduğu “sudan gerekçelerle” Osmangazi Ortaokuluna sürgün edilmiştir,
 ÇEAŞ Anadolu Lisesinde Mehmet Ümüt ÜNAL ise ENSAR vakfında taciz ve tecavüze uğrayan öğrenciler için, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'nun sarf ettiği "Bir kereden bir şey olmaz" sözlerini sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı gerekçesiyle Salbaş Anadolu Lisesine sürgün edilmiştir.
 Farabi Anadolu Lisesi okul yönetiminin öğretmenler ve öğrenciler üzerinde uygulamış olduğu baskıcı, otoriter tavırlarından kaynaklı usulüne uygun olmayan soruşturmalar açtığı için okul önünde Eğitim Sen olarak yapmış olduğumuz basın açıklamasına mesai saati dışında katılan üyelerimiz Tufan SAMSUN Adasokağı Anadolu Lisesine ve İsmail TUGAY ise Doğankent Anadolu İmam Hatip Lisesine sürgün edilmişlerdir.
 İlimizde soğuk ve yağışlı geçen bu mevsiminde Yüreğir ve Seyhan ilçelerimizin güneyindeki okullara devam eden öğrenci ve öğretmenlerimiz soğuk hava depolarını andıran kalabalık sınıflarda eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürmek zorunda bırakılmıştır.
 Asılsız ihbarlar referans alınarak ve hiçbir ön inceleme yapılmayarak binlerce öğretmenin açığa alınmasına, ihraç edilmesine İl Milli Eğitim Müdürlüğünüzce göz yumulmuştur.
 Sosyal medyadaki paylaşımları nedeniyle açığa alınan ve sonrasında görevlerine iade edilen üyelerimiz tekrardan il disiplin kurulu tarafından savunmaları dikkate alınmadan en ağır cezalarla cezalandırılmaktadır.
 Cemaat yurtlarında tacize, tecavüze, şiddete maruz kalan, bedenleri yanarak küle dönen çocuklarımızın durumu ile ilgili hiçbir işlem yapılmaz iken, aynı yurtlar faaliyetlerini sürdürmektedir. 
 Yaptığımız her basın açıklamasında üye ve yöneticilerimiz adli ve idari olarak soruşturmalara maruz kalmaktadır. En son Av. Tugay BEK’in polisler tarafından darp edilmesine yönelik SES Adana Şubenin yaptığı basın açıklamasına katılan Şube Özlük ve Hukuk Sekreterimiz Mehmet AKARSUBAŞI’ya ve açıklamayı okuyan SES Adana Şube Eş Başkanı Gülşen TOPAL’a TCK’nın 301. maddesinden soruşturma açılmıştır.
Türkiye’de eğitim sistemi bir süredir ciddi anlamda alarm vermektedir. İkili öğretim, niteliksiz eğitim hizmeti, eğitimin özelleştirilmesi, kalabalık sınıflar, karma eğitim karşıtı uygulamalar, taşımalı eğitim, altyapısı bozuk okullar, öğrenciden katkı parası alınması, okullarda yaşanan şiddet, temel lise ve TEOG garabeti, PISA 2016 gibi uluslararası sınavlardaki başarısız sonuçlar, çocukların dini cemaat ve vakıfların yurtlarına yönlendirilmesi, öğretmenliğin sertifikaya bağlanması, öğretmenlerin mesleki gelişiminde yaşanan zorluklar, çocukların örgün eğitim sistemi dışına itilmesi, çocukların barınmak zorunda bırakıldıkları yerlerde taciz ve istismara uğraması, yurt yangınlarında yaşamını kaybetmesi, sözleşmeli öğretmenlik ve ataması yapılmayan öğretmenler gibi sorunlardaki çözümsüzlük sürmüştür.

Görüntünün olası içeriği: 10 kişi, ayakta duran insanlar
2016-2017 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı, eğitimin acil çözüm bekleyen sorunlarında belirgin bir artış yaşanırken, kamu kaynaklarının özel okullara aktarılması uygulamaları artarak devam etmiştir. Eğitimde bilimden çok dini referanslara göre düzenlemeler belirgin bir şekilde artarak hayata geçirilmiş, laik-bilimsel eğitim düşmanlığı artmış, bazı okullarda karma eğitim karşıtı uygulamalar hayata geçirilmeye çalışılmıştır. Bu dönem, siyasi iktidarın eğitime, toplumun yaşam tarzına yönelik yönelik dayatmacı ve baskıcı uygulamalarının zirve yaptığı bir dönem olmuştur.
KHK’lar ile açığa alınan ve ihraç edilen üye ve yöneticilerimizin geri döneceği konusunda en ufak bir endişemiz yoktur. Tüm arkadaşlarımız görevlerine dönünceye kadar örgütsel ve hukuksal mücadelemiz devam edecektir. 20.01.2016


Ahmet KARAGÖZ
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı

Müfredat Değerlendirme

Değerli Öğretmenlerimiz ve Meslektaşlarımız;

Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğünce İlçe Milli Eğitim ve Okul Müdürlüklerine gönderilen yazıyla tüm zümre öğretmenlerinin taslak müfredat programıyla ilgili 24 saat içerisinde görüş ve önerileri istenmektedir.

Taslak müfredat programının olumlu ve olumsuz yanlarını tüm detaylarıyla değerlendirilebilmesi ve içeriğe dair görüş, öneri belirtilebilmesi için en az bir dönem gibi yeteri kadar süreye ihtiyaç duyulmaktadır.

15 yıllık AKP iktidarı; daha önce de olduğu gibi bir kez daha bir oldu bitiyle kendi örtük ajandasını hayata geçirmek istemektedir. 24 saatlik süre içerisinde MEB tarafından hazırlanan böyle kapsamlı bir reform taslağının olumlu olumsuz yanlarıyla sağlıklı değerlendirilebilmesi mümkün olmadığı gibi böyle bir talep hiçbir bilimsel ve pedagojik ilke ile de örtüşmemektedir.

En hormonlu salatalığın bile bir ürün verebilmesi için iki ay zaman ihtiyacı bulunmaktadır.

Bu nedenle tüm duyarlı arkadaşlarımızın ek süre isteyerek, müfredatı ayrıntılı olarak inceleyip görüşlerini daha sonra belirteceklerini yazı ile okul müdürlüklerine bildirmeleri yerinde olur.

Konunun önemi ve aciliyetine binaen siz değerli kamuoyu ve meslektaşlarımızla bu bilgi notunu paylaşıyoruz.

Ayrıntılı görüşlerimiz de daha sonra hem yetkililerle ve kamuoyuyla paylaşılacaktır.

 

 

Eğitim Sen Adana Şube Yürütme Kurulu

Bek’in darbedilmesine tepki gösteren emekçilere soruşturma

Adana’da Avukat Tugay Bek’in gözaltında darbedilmesine tepki gösteren emekçilere soruşturma açıldı.

Adana’da gözaltında bulunduğu sırada ters kelepçeyi kabul etmediği için 40 polisin saldırısına uğrayan Tugay Bek için basın açıklaması yapan SES Adana Şube Eş Başkanı Gülşen Topal ve Eğitim Sen Adana Şube Hukuk Sekreteri Mehmet Akarsubaşı hakkında devlet organlarını aşağılama suçlaması ile soruşturma açıldı. Topal ve Akarsubaşı, ifade için Emniyet’e çağrıldı. 

Açılan soruşturmalara artık şaşırmadıklarını ifade eden SES Şube Eş Başkanı Gülşen Topal, avukatlarının yaşadığı hak ihlali ile ilgili düşünce ve ifade özgürlüklerini kullanarak iktidarı eleştirdiklerini belirterek “Ne yapalım köşemizde oturup bu haksızlıklara sessiz mi kalalım?” diye konuştu. 

Kendisi de OHAL KHK’si ile ihraç edilen Topal, akademisyenlerin ihraç edildiği, basının susturulmak istendiği, Tugay Bek’te olduğu gibi avukatların dahi gözaltına alındığı bir süreçte bu soruşturmaların kendilerini şaşırtmadığını söyledi. Tam da böyle bir ortamda Anayasa değişikliği yapıldığını ifade eden Topal, anayasanın halkın haberi olmadan, yangından mal kaçırır gibi çıkarılmak istendiğini söyledi. Kendilerine açılan soruşturmaların ve davaların, medyanın susturulmasının, 6 Milyon oy alan HDP’nin milletvekillerinin tutuklanmasının, görüşülen Anayasa değişikliği ile ilgili olduğunu dile getiren Topal, “12 Eylül’ün tam karşılığı bu” dedi. 

 

TEK ADAMA DA İŞKENCEYE DE “HAYIR” DİYECEĞİZ

15 Temmuz darbe girişimi kendine fırsata çeviren Hükümet’in kendisi gibi düşünmeyen her kesimi hedef aldığını dile getiren Eğitim Sen Adana Şube Hukuk Sekreteri Mehmet Akarsubaşı, Hükümetin var olan yasaları kendisine kalkan olarak kullanırken, yeri geldiğinde yasaları çiğneyip, muhaliflere karşı silah olarak kullandığını söyledi. “Hukuksuz şekilde gözaltına alınan tüm ezilenler, işçilerin avukatı olan Tügay Bek’in hukuksuz şekilde gözaltına alınması ve işkenceye tabi tutulmasına ses çıkarmamak mümkün değil” diyen Akarsubaşı, yapılan basın açıklamasından ifadeye çağrılmalarının hukuksuz olduğunu söyledi. 

Akarsubaşı, Anayasanın 25’inci maddesinin “herkes düşüncesini ifade etme özgürlüğüne sahiptir” AİHS’in 10’uncu maddesinin 2’inci fıkrasının “İnsanlar yöneticiler hakkında şok edici ifadeler kullanmış olsalar da bu ifade özgürlüğüne girer” maddelerini hatırlattı. Tek adam sistemini onaylatmak için her türlü baskı uygulamasını hayata geçirildiği bir dönemden geçildiğini ifade eden Akarsubaşı, bu süreçte hukuksuzluğa da, işkenceye de, tek adam diktatörlüğüne de ‘hayır’ demek için elimizden geleni yapacağız” dedi. 

Diktatörlük Yasasına Hayır De Geri Çek!

 

Görüntünün olası içeriği: 17 kişi, ayakta duran insanlar, takım elbise ve açık hava

Sayın milletvekili, 
Mecliste görüşülen Anayasa değişikliğinin içeriğini sizlere tekrar etme niyetinde değiliz. Getirilmek istenen sistemin parlamenter demokrasiyi yok edeceğinin, içinde bulunduğunuz meclisi işlevsiz hale getireceğinin, güçler ayrılığı ilkesini tamamen yok edecek bir “seçilmiş diktatör” sistemi olduğunun, tek parti devletinin inşa edildiğinin eminiz sizler de farkındasınız. 
Tarih bu koşullarda kendi istikbalini korumayı değil, ülkesini ve yurttaşlarını korumayı tercih edenleri saygıyla anar. Kendi istikbalinizi, tek bir kişinin sınır tanımaz hırslarının istikbaliyle değil, ülkenin ve halkın istikbaliyle aynı doğrultuda görmenizi beklemek, size oy veren ve vermeyen her yurttaşın en doğal hakkıdır. 
Sizler de farkındasınız: Böyle hukuksuz yöntemlerle geçirilen Anayasa hükümsüz olacaktır. Sizlere ilk çağrımız, bu ülkenin yurttaşlarına ve bulunduğunuz mevkiinin saygınlığına uygun olarak o kabinlere girmeniz, oyunuzu kullanmanızdır. Aksi halde genel seçimlerde veya referandumlarda yurttaşların da “açık oy kullanma hakkı var” denilerek, kabine girenlerin baskı altına alınacağı bir dönemin kapısını açacak ve “oy hakkını” ortadan kaldıran vekiller olarak tarihe geçeceksiniz. 
Halkın gündemi ile meclisin gündeminin giderek birbirinden kopmakta, ekonomik bir krizin alametleri artarken, ülkede huzur ve güven ortamı sarsılırken, yurttaşlar geçim derdi bir yana, can güvenliği endişesiyle yaşamlarını sürdürmeye çalışırken TBMM’nin tek bir kişinin hırslarını her şeyin önünde tutması, sizlerin ve TBMM’nin saygınlığına gölge düşürmektedir. 
Halkın gerçek gündemi can güvenliği, huzur ve barıştır. Başkanlık dayatması ülkemizde istikrarın, huzurun ve barışın altını oymaktadır. Bu ülkenin yurttaşlarını birbirlerine düşman ederek kazanılacak bir güç, sürdürülebilir bir güç olmayacak, kimseye de yaramayacaktır. Akıl dışı hırsları, halkın can güvenliği, huzur, güven talebinin önüne geçirmekten derhal vazgeçmeniz ve asıl işinize dönmeniz sizlerin ve TBMM’nin saygınlığına daha fazla gölge düşürülmesini önleyecek tek çaredir. 
Anayasa değişikliği dayatmasının kaçınılmaz olarak beraberinde getirdiği politik istikrarsızlık, ekonomik sorunları daha da derinleştirmektedir. İşsizlik oranları her ay yeni bir rekor kırmakta, iş cinayetleri durdurulamamakta, açlık sınırının altında ücretlerle tüm emekçiler borç batağında yaşamakta, döviz kurlarındaki artış hayat pahalılığını katlanılamaz bir noktaya getirmektedir. TBMM’nin bu sorunlar için toplanmadığı her gün bir kişinin amaçları gerçekleşiyor olabilir ama 80 milyon kaybetmektedir. 
Türkiye bir muz cumhuriyeti, yurttaşları da basitçe “tebaa” değildir. Bu ülkenin geleceği, bu ülkenin “bekası” tek bir kişiye bağlanamaz. Bu ülkede laik-demokratik bir cumhuriyete kavuşmak için, sosyal devletin kazanımları için, adalet için nice mücadeleler verilmiş, nice bedeller ödenmiştir. Ülkemizin geleceğinin teminatı, kendisine sınırsız bir güç isteyenler değildir. Geleceğin teminatı “toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çok” destan yazanlardır. Bu topraklarda bu destanlardan bolca bulunmaktadır. Kişisel ikbal peşinde koşanları bir kenara bırakarak sizlere son kez seslenmek isteriz ki, bu destanları bir kez daha hatırlayın, korkmayın ve hayır deyin…18.01.2017

 

Adana Emek ve Demokrasi Güçleri Adına
Ahmet KARAGÖZ
Adana KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü

KESK, DİSK, TMMOB Adana İKK ve Adana Tabip Odası "İstanbul’da Yaşanan Saldırıyı Lanetliyoruz!" konulu basın açıklaması gerçekleştirdi, Açıklamaya CHP Adana Milletvekilleri İbrahim ÖZDİŞ ve Zülfikar İnönü Tümer, çok sayıda sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcilerinin katılımıyla Eğitim Sen Adana Şubede gerçekleştirildi. Açıklamayı kurumlar adına KESK Adana Şubeler Platformu dönem sözcüsü, Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Ahmet KARAGÖZ yapmıştır.

İstanbul’da Yaşanan Saldırıyı Lanetliyoruz!
KATLİAMLARA ALIŞMAYACAĞIZ


2017 yılının ilk saatlerinde İstanbul Beşiktaş'ta bir gece kulübünde yılbaşı eğlencesinin olduğu sırada; bu eğlence merkezine gelen kişi veya kişiler uzun namlulu silah ile vahşi ve acımasızca, sadece yılbaşını kutlamak üzere bir araya gelmiş masum insanların üzerine kurşun yağdırarak 39 insanımızı katletmiş 69 insanımızı ise yaralamıştır. DİSK, KESK, TMMOB ve Adana Tabip Odası olarak; yaşamını yitirenlere rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılara ise acil şifalar dileyerek, bu terör saldırısını şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz.

Her terör saldırısından sonra sorumluluğunu ve görevini yerine getirme acizliği gösteren siyasal iktidar, ezberlenmiş, tekrardan ibaret söz ve söylemlerle yaşanan katliamları kınamanın ötesine geçemiyor. Her katliamdan sonra saldırıların profesyonel kişiler tarafından gerçekleştirildiği söylemleri, toplumu rahatlatan söylemler olmadığı gibi; güvenlik birimlerinin ve istihbarat teşkilatlarının yaşanabilecek her türlü girişime karşı yeteri kadar yetkin olmadığını da bu olaylar açıkça ortaya koymaktadır.

Bizler halk olarak ülkemizde huzur ve güvenin tesis edilmesini, Türkiye halklarının bir arada barış içerisinde yaşamasını arzu ve talep ediyoruz. Geride bıraktığımız 2016 yılının her günü Türkiye halkları açısından acının ve gözyaşının yumağı olmuştur. Türkiye halkları umut ve inatla, 2017 yılı için iyi dilek ve temennilerde bulunduğu yeni yılın ilk saatlerinde ülke barışına ve huzuruna sıkılan kurşunlarla yine yüreklerimiz dağlanmış, ocaklarımıza ise ateş düşmüştür.

“YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ” şiarıyla toplumsal gerilimleri, kutuplaştırmaları ve ötekileştirmeleri önleyecek barışçıl mesajlarla ülkemizin normalleşmeye ihtiyaç duyduğu bir süreci yaşıyoruz.
Laiklik ve seküler yaşam, Türkiye halkları için bir arada yaşamanın harcı ve aracıdır. Bundan dolayı Siyasal İktidar somut tedbir ve önlemler almalı ve hayata geçirmelidir. Toplumsal barış için siyasi kaygı ve beklentilerden uzak durulmalı, farklılıklarımız zenginliğimiz olarak görülmelidir. Siyasal iktidar bu zenginliğimizi koruyacak ve dayanışmayı gerçekleştirecek yeni stratejiler geliştirmek zorundadır.

Değerli Basın Emekçileri;
OHAL süresince gazetecilerden siyasetçilere binlerce insanı tutuklayan, ancak halk için hiçbir güvenlik önlemi almayanlar ve yine hiçbir şekilde siyasi sorumluluk almayan, “istifa” dendiğinde dalga geçercesine gülümseyerek karşılayanlar bu cinayetin siyasi sorumlularıdır. Onlar artık istifa etmelidir.
Bizlerse; eşitliğin, özgürlüğün, demokrasinin, barışın ve kardeşliğin egemen olduğu bir ülkeye olan inancımızı ne 2016’da kaybettik, ne 2017’de; ne de sonrasında kaybedeceğiz. Demokrasi için verilecek emeğimiz, uğruna direnilecek memleketimiz, faşizme ve diktatörlüğe teslim edilmeyecek düşlerimiz var!
Bizler, baskıya, savaşa, teröre karşı birlikte yaşama ve birlikte yaşatma mücadelesine, inadına devam edeceğiz.

Yaşanan bu büyük acıyı paylaşırken, bize dayatılan karanlığın karşısında eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasiyi savunmaya, tüm farklılıklarımızla bir arada ortak bir geleceğe olan umudumuzu asla kaybetmeden mücadeleyi inatla sürdürmeye devam edeceğimizi tekrar ifade ediyor, tüm halkımıza bir kez daha başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.02.01.2017

DİSK - KESK - TMMOB - ADANA TABİP ODASI
Kurumlar Adına
KESK Adana Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü
Ahmet KARAGÖZ
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı